Bugünlerde Avrupa’nın göbeğinde, Berlin’de, Paris’te, Londra’da ve Brüksel’de sokakların alev alev yanması, araçların kundaklanması ve kamu binalarının terörize edilmesi, tesadüfi bir asayiş olayı değildir.
Bu, on yıllardır „demokrasi – insan hakları“ maskesi altında koynunuzda beslediğiniz PKK akrebinin, asıl sahibini yani Avrupa’yı sokmaya başlamasıdır. Suriye’de kurdukları terör ve nifak köprüsü çöken, Türkiye’nin çelik iradesi karşısında darmadağın olan PKK/YPG paçavraları, şimdi hınçlarını kendilerine kucak açan Avrupalı efendilerinden çıkarmaktadır. Yüzü maskeli besleme barbarların Avrupa başkentlerini savaş alanına çevirmesi karşısında şaşkınlık yaşayan Avrupa elitlerine sesleniyorum: Şaşırmayın, zira siz bunlara müstehaksınız! Türkiye’nin şehirleri bombalanırken, evlatları şehit edilirken „ifade özgürlüğü“ diyerek teröristlere iş-aş, kürsü kuranlar, bugün o kürsülerin kendi başlarına yıkılışını izlemektedir.
Konuyla ilgili İNOSAM (İnovatif Stratejik Araştırmalar Merkezi) Yönetim Kurulu Başkanı Gürkan Avcı, SDG’nın Suriye’de yaşadığı yenilgi üzerine Avrupa başkentlerini ateşe verip, sokakları terörize eden PKK militanlarını yıllarca koruyup finanse eden AB ve Avrupa ülkelerine seslendi;
İKİYÜZLÜLÜĞÜN SONU: ALMANYA BİR TERÖR DİNLENME TESİSİ MİDİR?
Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın raporları, Avrupa’nın içine düştüğü ahlaki çöküntünün itirafnamesidir. PKK’yı „Türkiye’de kan döken, Almanya’da ise dinlenen bir yapı“ olarak tanımlamak, sadece bir güvenlik zafiyeti değil, aleni bir suç ortaklığıdır. Bizim paylaştığımız istihbaratları sümen altı eden, teröristleri „hukuk“ bahanesiyle iade etmeyen ve hatta MİT’in operatif bilgilerini terör odaklarına sızdıran bu „riyakar Avrupa kafası“, kendi kazdığı kuyuya düşmüştür. Dışişleri bakanlıklarınızın „terör örgütü“ dediğine, içişleri bakanlıklarınızın „idare edelim“ demesi, devlet ciddiyetinden uzak, sömürgeci bir kurnazlıktır. Ancak bilinmelidir ki; Sizin „oynak- seyyar“ dediğiniz o terör yapılanmalarının her adımı Türkiye’nin takibindedir ve bu kirli tezgahın faturası er ya da geç bu ikiyüzlü başkentlere kesilecektir.
AVRUPA, ABD VE RUSYA’NIN TUZAĞINA DÜŞTÜ: ŞIMARIKLIĞIN BEDELİ ÇÖKÜŞTÜR!
Avrupa Birliği, bugün tarihinin en büyük stratejik körlüğünü yaşamaktadır. Ukrayna-Rusya savaşı üzerinden ABD tarafından kurulan o mahir tuzağa tıpış tıpış giren bir Avrupa söz konusudur. Enerjide bağımlı hale getirilen, sanayisi ki özellikle Almanya’nın dev sanayi çarkları durma noktasına gelen, ekonomik kaosa mahkûm edilen bir AB, artık Washington’un ve Moskova’nın „danışıklı dövüşünde“ sadece bir figürandır. Stratejik özerklik hayalleri kuran Brüksel, bugün NATO’nun ve ABD’nin emir eri haline gelmiştir. Kış aylarında enerji kriziyle donan, enflasyonla boğulan ve hükümetlerin birer birer düştüğü bu kıta, artık „küresel bir güç“ değil, „küme düşen bir enkazdır.“
İSRAİL VE ABD TEZGAHI: AB’DE AŞIRI SAĞIN YÜKSELİŞİ VE GÖÇMEN KAOSU
Avrupa’nın sokaklarını saran göçmen dalgası ve buna paralel olarak yükselen aşırı sağ faşizmi, kendiliğinden gelişen sosyolojik süreçler değildir. Bu, İsrail’in bölge politikaları ve ABD’nin „kaostan düzen çıkarma“ doktriniyle bizzat tezgahlanmıştır. Ortadoğu’yu ateşe verenlerin yarattığı bu insani enkazı Türkiye’nin omuzlarına yıkıp, bir yandan da Türkiye’ye „insan hakları“ dersi vermeye kalkan riyakâr AB, şimdi kendi yarattığı canavardan korkmaktadır. Vize serbestisini bir şantaj aracı olarak kullanan, Geri Kabul Anlaşması’nı tek taraflı dayatan bu kibirli yapı, şimdi aşırı sağın pençesinde parçalanmanın eşiğindedir. Kültür zombileşmesi ve sosyal hayatın moronlaşmasıyla malul olan Avrupa, artık kendi içindeki yangını söndürecek bir liderlik vizyonundan da yoksundur.
AVRUPA’NIN ORTASINDA YENİ BİR GELECEK TAHAYYÜLÜ
Buradan Brüksel’in karanlık koridorlarına seslenmek gerekiyor: Türkiye’yi on yıllardır kapıda bekleten, Kıbrıs ve demokrasi gibi asılsız bahanelerle oyalayan sizler, aslında kendi sonunuzu hazırladınız. Siz Türkiye’yi dışladığınızı sanırken, Türkiye kendi vesayet zincirlerini kırmış, Somali’den Libya’ya, Karabağ’dan Balkanlar’a kadar kendi oyununu kuran bölgesel bir süper güce dönüşmüştür. Şunu unutmayın; Avrupa’nın her köşesinde, her sokağında yaşayan milyonlarca soydaşımız, bu kıtanın hem ekonomik hem de sosyal can damarıdır. Eğer AB bu şekilde dağılmaya, parçalanmaya ve kendi içindeki terör odaklarına teslim olmaya devam ederse; Avrupa’nın kalbinde birleşen, örgütlenen ve kendi kaderini tayin eden bir Türk varlığının, Avrupa’nın ortasında yeni bir nizam ve irade kurması artık sadece bir ihtimal değil, tarihin kaçınılmaz bir tecellisi haline gelecektir. Bizi dışlayan Avrupa, gün gelip can havliyle Türkiye’ye sığınacak, ancak o gün kapılar bizim irademizle açılacaktır.
SÖMÜRGECİ VE İKİ YÜZLÜ AVRUPA ARTIK FİŞİ ÇEKİLMİŞ BİR MEVTADIR
AB’nin bu takiyyeci tutumu, PKK’nın köşeye sıkışınca ABD, AB, NATO ve Birleşmiş Milletler’e yazdığı rezil yardım mektuplarıyla doruğa ulaşıyor. Bu kurumlar, PKK’yı resmen terör örgütü olarak kabul etmelerine rağmen, on binlerce masumun katili bu örgüte karşı 40 yıldır amansız mücadele veren NATO müttefiki Türkiye’nin yanında durmak yerine, teröristlere arka çıkıyorlar. Terörizmle mücadele, NATO’nun ikinci büyük tehdidi olarak kayda geçirilmişken, Türkiye’ye yönelik terör unsurlarında duyarsızlık sergilemeleri, bencilliğin ve sömürgeci zihniyetin bir yansımasıdır. AB, insan hakları şampiyonu pozuyla dünyayı kandırırken, kendi kıtasında terörün tohumlarını eken asıl katil haline gelmiştir.
Trump dönemiyle birlikte daha da yalnızlaşacak, NATO içindeki ağırlığını kaybedecek ve ekonomik olarak iflas edecek bir Avrupa Birliği manzarasıyla karşı karşıyayız. Biz İNOSAM olarak diyoruz ki; Avrupa artık dünya siyasetinin öznesi değil, nesnesidir. Türkiye ise, bu çöküşten bağımsızlaşarak kendi medeniyet vizyonunu inşa edecektir. Teröre yardım edenlerin, insan haklarını sömürgeciliklerine kılıf yapanların ve takiyyeyi siyaset sananların devri kapanmıştır. Avrupa Birliği fişi çekilmiş bir enkazdır; bu enkazın altında kalmak istemeyen ülkeler, Türkiye’nin yanında ve güçlü liderliğine katılmak zorundadır.
=
