Karneler alındı, nasıl değerlendirelim?

Karneler alındı, nasıl değerlendirelim? Karneler alındı, nasıl değerlendirelim?
Karne, çocuğun bir dönem verdiği emeğin ve çabanın değerlendirilmesidir. Karneler yüzünden bazı evlerde tartışmalar, suçlamalar başlar. Oysa karne günü mahkeme günü değildir. Karne notları sadece çocukların değil, aynı zamanda ana babanın aldığı notlardır. Çocuğu ile ilgilenen, ona gerekli olanakları sunan/sunabilen, öğretmenlerle işbirliği yapan velilerimizin çocuklarının daha başarılı olacağı açıktır.
 
İyi not alan öğrencileri takdir etmeli, olanaklarımız ölçüsünde ödüllendirmeliyiz. Ödül, mutlaka maddi bir hediye demek değildir. Çocuğumuzla ilgilenebilir; ona zaman ayırabilir, oyunlar oynayabilir, dondurmacıya, sinemaya, parklara giderek keyifli vakit geçirebiliriz.
 
Her şeye rağmen kötü not alan çocukları da anlayışla karşılamak ve gelecek dönem daha başarılı olmaları için teşvik etmek gerekiyor. Onları yargılamamalı; suçlamamalı, tehdit etmemeli, başkalarıyla kıyaslamamalıyız. Bu yapılırsa çocuk ailesinden uzaklaşabilir, söylenenleri umursamaz olur, kendine olan güveni sarsılır. Psikolog Prof. Dr. Acar Baltaş; “Çocuğunuzun okul başarısı arzu ettiğiniz kadar yüksek değilse tasalanmayın; okul başarısı hayat başarısı konusunda orta derecede fikir verir.” diyor. (Ana-Baba El Kitabı, Remzi Kitabevi)
 
Çocuklar her durumda ailelerinin yanında olduğunu bilmelidir. Çocuk, onu sevdiğimizi ve değerli bulduğumuzu hissetmelidir. Notlar önemlidir ama her şey değildir. Kötü not getiren öğrencilerin de ileride başarılı olabileceğini unutmamalıyız. Çocuğumuzun sınıfta kalması dünyanın sonu değildir. Gerektiğinde sınıfı tekrarlaması, sağlam temeller üzerinde ilerlemesi onu başarıya götürecektir.
 
Karne notları kötü olan çocuğumuzla konuşmalı, başarısızlığın nedenleri üzerinde durmalı ve çocuğun kişisel özelliklerini hesaba katmalıyız. Çocuğun zihinsel kapasitesi, dikkat eksikliği,  öğrenme veya hiperaktivite bozukluğu, görme ve işitme kayıpları ve bedensel hastalıkları olabilir. Aile içi ilişkiler; karı koca geçimsizliği, kardeşler arasındaki kıskançlık, çocuğa sağlanan çalışma ortamı ve çevresel koşullar da olumsuz etki yaratmış olabilir. Aile olarak çocuğu nasıl destekleyebileceğimiz üzerinde durmalı; hata ve eksiklikleri birlikte değerlendirmeliyiz.
 
Çocuklarımıza ek ders aldırabilir, çalışmaktan ve öğrenmekten zevk alabilecekleri bir çalışma ortamı sağlayabiliriz. Beklentilerimiz, çocuğun kapasitesi ölçüsünde olmalıdır.
 
Çocuk ve Ergen Psikiyatri Bölümü Uzmanı Dr. Asya Armağan’ın uyarılarını dikkate almalıyız:
“Çocukların arkadaşlarıyla oynamaları, sevdikleri etkinliklere yoğunlaşmaları, yeteneklerini geliştirmeleri onları dinlendirdiği gibi aynı zamanda eğlendirir de. Çocukların derslerden tamamen uzaklaşmalarını önlemek için zaman zaman hafif tekrarlar yapılabilir. Tatilde çocukların sürekli ders çalışmaya zorlanması ikinci dönemde ders çalışma isteklerini azaltabileceği için, ders çalışmanın çocuğun ihtiyacına göre düzenlenmesi doğru bir yaklaşım olur.”
Aytürk

Avrupa Türkleri ile 2000 yılından beri beraberiz. Türk toplumunun gelişme sürecinden sürekli haberdar olmak için bizi takip edin...

https://www.alp-media.org