Print this page

Almanya’nın kalkınmasında Türklerin hakkı inkar edilemez

 

1945 sonrası Almanya’nın geldiği noktayı hemen herkes ya okul yıllları, ya da ileri yaşlardaki  sosyo-kültürel merakı sonucunda öğrenmiştir. Savaşın verdiği acıları ve insanlığın birbirini yok etmesini elbette tekrar tekrar gündeme getirmek istemesek te, 9 Mayıs günü  kayıtsız şartsız teslim olan Almanya’da  altyapı, binalar, yollar, fabrikalar ve evleri yeniden ayağa kaldırabilecek bir nesil  kalmamıştı. Moskova önlerinden Normandiya’ya, Norveç’ten Ege Denizi ve Kuzey Afrika’ya kadar milyonlarca kilometrelik alanda gencecik insanlarını kaybeden Almanya, ülkesi içinde de büyük bir yıkım ile karşı karşıya kalmıştır. İşgale uğrayan ülkemizdeki acı son ile toplumsal mağduriyetin dış yardım olmadan ortadan kaldırılması ise mümkün görünmüyordu.

Almanya birkaç yıllık işgal sonrasında müttefikler arasında pay edildi. Zamanla değişik çizgilere evrilerek ideolojik karşıtlığa düşen  Rusya ve ABD’nin başını çektiği  gruplar, Almanya’yı ikiye bölünce savaşın ödenmeyen faturaları bizim neslin önüne koyuldu. Elbette bizim için de zor yıllar idi. Ancak yapacak birşey yok ve bizden öncekilerin hataları da dahil Almanya’nın imari için kolları sıvamalıydık. Çünkü bir ülkenin gençliği ülkesinin kaderine el koymadıktan sonra ülkenin ayağa kalkarak geriden gelen gelecek nesillerin yaşaması mümkün değildi.

Yakın Avrupa ülkelerinden işçiler getirildi ve  alt yapı öncelikli olmak üzere Almanya’nın imarına start verildi. Ancak işler çok ağır gidiyor ve Almanya’da savaşın verdiği hasar çok büyük idi. İtalyanlar ile başlayan yaban cı işcilerin Almanya’ya davet edilmesi Yunan, Portekiz, İspanya ve Yugoslav ile devam etmişti. Ülkemizin artan ihracatı, ekonominin dönen çarkları ve acıları unutan Almanya, daha çok yabancı işciye ihtiyaç duyuyordu. Bu durum

Almanya ekonimisi mucizeler yaratıyor, yeni dönemin barış ülkesi olarak bizim nesil ülkesinin kalkınma hamlesi ile “Made in Germany” ın dünyanın her yerinde aranan marka olmasına şahitlik ediyordu. Almanya’nın ikinci dünya savaşı sonrası yabancı işçiler ile tanışmasının üzerinden 10. yılında ülkemiz bu sefer Türkler ile tanıştı. Aslında Almanya’da Türk İşçileri zaten çok sayıda var idi. Türkler ile ilişkimiz ise asırlardır devam ediyordu. Almanya’da herkesi Türkle rin bize dost olduğunu bildiği için onlara hiç yabancılık çektirmediler. Ancak ne de olsa ülkemize gelenler için Almanya yeni bir ülke ve değişik bir kültür idi.

Özellikle kömür, demir-çelik, inşaat ve otomobil sektöründe Türk işçilerinin harikalar yarattığı Alman basınında sıkça yer alınca ülkemizdeki Türk işçilerinin sayısı giderek arttı. Benim için ilginç olan o yıllarda Almanca bilmedikleri halde uyumsuzluklarından hiç bahsedilmeyen Türklerin bu gün çok iyi Almanca konuştukları halde sürekli olarak entegrasyon tartışmalarının odak merkezine konulmalarını pek te anlayamı yorum. Ancak sosyal tartışmalarda dönemsel etkilerin de çok önemli olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Íurası bir gerçekki, Almanya’nın kalkınmasında  Türklerin hakkı inkar edilemez.

Aytürk

Avrupa Türkleri ile 2000 yılından beri beraberiz. Türk toplumunun gelişme sürecinden sürekli haberdar olmak için bizi takip edin...

https://www.alp-media.org