Aytürk

Aytürk

Avrupa Türkleri ile 2000 yılından beri beraberiz. Türk toplumunun gelişme sürecinden sürekli haberdar olmak için bizi takip edin...

Toyota, geçen yıl 10 milyon 483 bin 24 araç satışıyla Volkswagen'e karşı liderliğini pekiştirerek küresel satışlardaki liderliğini üçüncü yıla taşıdı
 
 

BERLİN (AA) - Toyota Motor, geçen yıl küresel satışlardaki liderliğini bir kez daha koruyarak, rakibi Volkswagen'e karşı liderliğini pekiştirdi.

Toyota'dan yapılan açıklamada, şirketin 2022’ye ilişkin araç satış verileri paylaşıldı.

 

Toyota Motor’un araç satışları Hino Motors ve Daihatsu markaları dahil edildiğinde 2022’de bir önceki yıla göre yüzde 0,1 düşerek 10 milyon 483 bin 24 oldu.

Toyota, Kovid-19 pandemisi nedeniyle yarı iletkenlerde yaşanan tedarik darboğazlarına rağmen geçen yıl üretimini yüksek seviyede tutarak, bir önceki yıla göre yüzde 5,3 artışla 10 milyon 610 bin 604’e araca çıkardı.

 

En yakın rakibi Volkswagen’in satışları ise geçen yıl Çin'deki Kovid-19 kısıtlamaları ve Rusya-Ukrayna savaşının tedarik zincirlerini bozmasının etkisiyle yüzde 7 düşerek 8,26 milyona gerilemişti.

Böylece Japon üretici Toyota, geçen yıl 10 milyon 483 bin 24 araç satışıyla Volkswagen'e karşı liderliğini pekiştirerek küresel satışlardaki liderliğini üçüncü yıla taşıdı.

 

Açıklamada, geçen yıl Kovid-19’un üretim kısıtlamalarına sebep olması, yarı iletkenlere yönelik artan talep ve diğer faktörlerin etkisine rağmen, Asya merkezli güçlü talep nedeniyle küresel satışlar neredeyse 2021 aynı seviyede kaldığına vurgu yapıldı.

Einrichtung ist zentraler Dreh- und Angelpunkt in Katastrophensituationen

 

Ob Extremwetterereignis, Corona-Krise oder Auswirkungen des Angriffskrieges gegen die Ukraine: In Katastrophensituationen ist schnelles Handeln gefragt. Der Landkreis Würzburg hat sich in Sachen Katastrophenschutz nun noch breiter aufgestellt: Mit der zweiten baulichen Erweiterung ist das Kreisfeuerwehrzentrum des Landkreises Würzburg in Klingholz nun auch Katastrophenschutzzentrum. Die 315 Quadratmeter große Halle bietet zusätzlichen Platz für die Lagerung und den Umschlag von Katastrophenschutzausrüstung und wird damit zum zentralen Dreh- und Angelpunkt in Katastrophensituationen.

 

2016: Erste Erweiterung um Digitalfunk

Bereits im Jahr 2016 wurde der Komplex um eine technisch-taktische Betriebsstelle für den Digitalfunk mit Funkwerkstatt erweitert. Zudem ist im Feuerwehrzentrum neben der Fahrzeughalle mit fünf Stellplätzen für Einsatzfahrzeuge und einem Schulungsraum für bis zu 60 Personen die zentrale Atemschutzwerkstatt und ein Teil des gemeinsamen Atemschutzpools des Landkreises Würzburg untergebracht.

 

„Mit der nun abgeschlossenen, zweiten Erweiterung sind wir gut für alle Fälle gerüstet – auch wenn wir hoffen, dass viele Katastrophen erst gar nicht passieren. Die Stärkung des Katastrophenschutzes und der Feuerwehren ist in unruhigen Zeiten von zentraler Bedeutung. Jede Anstrengung der Vorbereitung hilft uns, im Ernstfall bestmöglich gewappnet zu sein“, betont Landrat Thomas Eberth.

 

Neben Jodtabletten, Schlafsäcken und vielem mehr sind auch Notdächer im Kreisfeuerwehrzentrum gelagert. Kreisbrat Michael Reitzenstein (rechts) erklärt Landrat Thomas Eberth die Funktionsweise der provisorischen Abdeckungen, die beispielsweise bei Sturmeinsätzen zum Einsatz kommen. Foto: Lucas Kesselhut

 

Zeitplan wurde eingehalten

Besonders freut sich der Landrat über die unkomplizierte Bauphase – in Zeiten von steigenden Baukosten und Lieferengpässen keine Selbstverständlichkeit. Zwar sind die Baukosten von 700.000 Euro auf rund eine Million Euro gestiegen. Der Bauzeitplan konnte aber sehr gut eingehalten werden. „Trotz aller Herausforderungen war es eine zeitliche Punktlandung. Zudem konnten wir den Bau ohne eine weitere Kostensteigerung fertigstellen“, sagt Andreas Lober, Leiter Kreiseigene Schulen, Liegenschaften, Straßen und Hochbau.

 

„Der Anbau mit 220 Palletten-Stellplätzen ist eine wichtige Stütze für den Katastrophenschutz. Wie wichtig solch eine zentrale Anlaufstelle ist haben wir bei der Corona-Pandemie erlebt und erleben wir nun bei der Ukraine-Krise“, beschreibt Kreisbrandrat Michael Reitzenstein. Schlafsäcke, Desinfektionsmittel, Notdächer und vieles mehr finden nun Platz in der Halle. Mit dieser Erweiterung schaffe man nicht nur ein Lager, sondern einen Stützpunkt für alle Einsatzlagen und stärke damit die Einsatzbereitschaft aller Wehren im Landkreis. 

 

Bei einem Tag der offenen Tür, der laut derzeitigen Planungen am 10. Juni 2023 stattfindet, haben Bürgerinnen und Bürger die Gelegenheit, das Kreisfeuerwehrzentrum inklusive der Erweiterungen zu besichtigen.

BİNGÖL (AA) - Bingöl'de kar ve tipi nedeniyle 138 yerleşim biriminin yolu ulaşıma kapandı.

 

Etkisini artırarak devam eden kar, özellikle yüksek kesimlerde bulunan köy yollarında ulaşımı olumsuz etkiledi.

İl Özel İdaresinden alınan bilgiye göre, kar nedeniyle merkeze bağlı 47, ilçelerden Adaklı'da 21, Genç'te 32, Karlıova'da 9, Kiğı 7, Solhan'da 9, Yayladere'de 7 ve Yedisu'da 6 köy yolu ulaşıma kapandı.

 

Kapalı yolların açılması için çalışmalar sürüyor.

 

Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB), hac ibadetini yapmak üzere 2023 yılında kutsal topraklara gitmek isteyen hacı adayları için ön kayıtları başlattı.

 

Hac ibadetinin önemine vurgu yapan DİTİB Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Dr. Muharrem Kuzey, “İslam Dininin temel ibadetlerinden birisi olan hac, imkanı olan her müslümanın, belirli bir zaman içinde Kabe’yi, Arafat ve Mina’yı ziyaret ederek belli bazı dini görevleri yerine getirmek suretiyle yaptığı ibadettir. Hac ibadetinin diğer ibadetlerden farklı olarak organizasyon boyutu bulunmaktadır. Bu nedenle Diyanet İşleri Başkanlığı, hac ibadeti ve organizasyonu konusunda yarım asrı aşkın tecrübe ve birikimi ile Almanya'dan hacca gidecek Müslümanların iş ve işlemler konusunda DİTİB’e her türlü desteği sağlayacaktır“ dedi.

 

2023 yılı hac ön kayıtlarının 30 Ocak’ta başlayacağını söyleyen Kuzey, Hac organizasyonu ile ilgili detay bilgilere www.hacumre.eu internet sitesi üzerinden ulaşılabileceği ve ön kayıtların elektronik ortamda din görevlileri aracılığıyla yapılacağını kaydetti.

 

Haccın yerine getirilebilmesi konusunda sağlığın önemine dikkat çeken Kuzey, ilgili şartları taşıyan ve sağlıklı hacı adayları için 65 yaş sınırlamasının kaldırıldığını dile getirdi.

Kovid-19 ve benzeri aşılar ile ilgili olarak da Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı’nın kriterlerine göre bilgi verileceğini sözlerine ekleyen DİTİB Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Dr. Muharrem Kuzey, şöyle devam etti: “Öngörülen hac organizasyonun 15 Haziran -08 Temmuz 2023 tarihleri arasında yapılması planlanmaktadır. Hacı adaylarının pasaport geçerlilik süresi 01.02.2024 tarihinden sonra olmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti pasaport sahibi dışında olanlar ile ilgili Suudi Arabistan'ın açıklayacağı şartlar beklenmektedir. Türkiye'den birinci derece akraba (anne, baba, eş, çocuk) götürülebileceği, ancak bu kişilerin Türkiye'de 2023 hac kurasına katılmış olmaları gerekmektedir. Bu konuda kontenjan sınırlı olup, başvuru sırasına göre öncelik verilecektir. Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı‘ndan herhangi bir karar çıktığı takdirde hacı adaylarımızla paylaşılacak olup, ancak gerekli şartları taşıyanlar kesin kayıt yapabileceklerdir. Hac ücreti de bilahare ilan edilecektir.”

 

 

 

 

 

 

Kuzey Ren Vestfalya (NRW) Eyaleti Eğitim Bakanlığı’nın Türkçe derslerine katılım ile ilgili yayınladığı son raporda 2018-2022 yılları arasında Duisburg’da Türkçe derslerine katılım, pandemiye rağmen yaklaşık %5,7 oranında artarken, Duisburg’a 20 km mesafedeki Essen kentinde aynı yıllar arasında derse katılımda %37,1 oranında azalmış olması tepkilere yol açtı. Birbirine komşu olan iki şehir arasında Türkçe derslerine katılım sayılarındaki bu küçümsenmeyecek farkın nasıl yorumlanması gerektiğini konunun paydaşlarına sorarak paydaşların bu konudaki görüşlerini okurlarımız için derledik.

 

BİR AN ÖNCE GEREKLİ ÖNLEMLER ALINMALI
Özellikle Essen şehrinde faal olan ve basında haklarında düzenli olarak olumlu çalışmalar yaptıklarına dair haberler yayınlanan veli yapılanmasının ve diğer paydaşların aktivitelerine rağmen, Türkçe derslerine kayıtlarda yaşanan bu dramatik düşüşün ciddi olarak sorgulanması gerektiğinin altını çizen paydaşlar, gerekli önlemlerin bir an önce alınmaması durumunda, sonucun daha tehlikeli ve önü alınamayacak boyutlara ulaşabileceğini belittiler. Özellikle Essen şehrindeki konunun paydaşlarının bu dramatik tablo hakkındaki görüşleri bölgede yaşayan Türk toplumu tarafından merakla beklenirken, gazetemize bu konuda açıklama yapan paydaşların görüşünü yorumsuz olarak okurlarımızla paylaşıyoruz.

 


BU SONUÇ CİDDİ OLARAK SORGULANMALI VE ÖZELEŞTİRİ VERİLMELİ


ZÜLFÜ GÜRBÜZ
NRW TÖB (Türkiyeli Öğretmenler Birliği Başkanı)

Bilindiği gibi eyaletimizdeki Türkçe ve diğer Anadili Dersleri seçmeli ek ders olarak verilmektedir. Bu derslere katılımı etkileyen bir çok etken söz konusudur. Dersin statüsü, öğretmen, veli ve öğrencilerin derslere bakış açısı ve katılımdaki motivasyonları, okulların, eğitim müdürlüklerinin bu derslere yaklaşımı vb. gibi, Türkçe Anadili Derslerine katılımı etkileyen bir çok etkenden bahsedebiliriz. Ancak belirttiğim bu etkenler şu anda Türkçe Derslerimizin eyalet çapında içinde bulunduğu durumu, biz ortak paydaşların sorumluluğundan çıkarmaz. Nitekim Türkçe Derslerinden çok daha olumsuz koşullarda verilen İtalyanca, Yunanca gibi diğer bazı Anadili Derslerine katılım oranı olarak Türkçe'den daha fazla olması bizlere bunu açıkça göstermektedir.


Bu bağlamda Türkçe Derslerine katılımda bölgesel olarak ciddi farklar olabilmektedir. Bu sayı ve oranları doğru okuyup değerlendirmek önemlidir. Herhangi bir bölgede Türkçe derslerine katılımda bir artış varsa, bu başarı yukarıda belirttiğim diğer etkenlerin yanında, o bölgede tüm paydaşların başarısı olarak da kabul edilebilir. Yine herhangi bir bölgede Türkçe derslerine katılımda gözle görülür bir azalma olmuşsa, bu konunun o bölgedeki ve eyalet çapında örgütlü olan paydaşlar tarafından doğru bir şekilde değerlendirilmesi gerekir. Bütün paydaşların yapıcı bir şekilde eleştiri ve özeleştiriyi yapması bu konuda başarıyı da beraberinde getirecektir. Başta biz NRW TÖB olmak üzere ve diğer tüm paydaşların bu sonuçları acilen ciddi bir şekilde analiz yaparak gerekli önlemlerin alınması gerektiğine inanıyorum. Çok geç olmadan bu alandaki bütün paydaşlar olarak hep birlikte somut ve pratik çözüm önerilerini üretip uyglamaya koymamız gerekmektedir.

 


EĞİTİM ATAŞELİKLERİ VE BAŞKONSOLOSLUKLAR NELER YAPMALI?



 CELAL AYDEMİR (Ruhr Öğretmenler Derneği Başkanı – Türkçe ve Eğitim Çalışma Grubu Üyesi)
Bakanlık verilerine bakınca Türkçe‘nin geleceği hiç de iç açıcı değil. Özellikle de bölgelerinde olumsuz gelişmeler görülen dernek ve kurumlar hiç alınganlık yapmadan özeleştiri yapmalı.

 


DURUMU DEĞİŞTİRMEK İÇİN NELER YAPILMALI?
- Türkçe öğretmenleri, görev yaptığı her okulda veli temsilcisi seçmelidir. Şu an Kuzey Ren Vestfalya (NRW) Eyaleti‘nde yaklaşık 1400 okulda Türkçe dersi verilmektedir. Yılda iki defa; ilki ders yılı başında, ikincisi şubat ayında olmak üzere, veli toplantıları düzenleyerek, Türkçe dersinin önemi anlatılmalı.
- Eğitim Ataşelikleri bu işi gönülsüz yapmaktadır! Sadece görülsün diye 10-15 kişinin katıldığı toplantılara katılarak yüzeysel bilgiler vermektedirler. Bu iş için yeni göreve başlayan Eğitim ataşeleri uzmanlık kursu almalıdır.
- Veli dernekleri, salon toplantıları yerine, sahaya inmelidir. Okullarda uzun vadeli ilişki ağı kurulmalıdır.
- Öğretmen dernekleri, eğitim konusunda fikir üretmeli, muhatap kurumların önüne görevler koymalıdır.
- Başkonsolosluklar her yıl, bulundakları bölgelerdeki insanlarımızı bilgilendirici (eMail, WhatsApp...) Türkçe derslerine katılım için teşvik edici yazılar göndermeli.
- DİTİB, Alevi dernekleri, hemşehri dernekleri kendi üyelerine yönelik her yıl toplantılar düzenlemeli.

 


YAPILMASI GEREKENLER YAPILIRSA, BU OLUMSUZ TABLO DÜZELEBİLİR

TURGUT ŞİMŞEK (Gelsenkirchen Türk Öğretmenler Derneği Başkanı)

Çeşitli kurum ve kuruluşların yanında veli dernekleri, öğretmen dernekleri, cami dernekleri zamanında velilerle gerekli iletişim kurarark olayın önemini anlatırlarsa, görevli öğretmenler, okul ve eğitim müdürlükleri (Schulamt) konuyla ilgili gerekli hassasiyeti gösterirlerse, ve bütün bunlar okullara kayıtlar başlamadan yapılırsa, Türkçe derslerine katılım sayıları mutlaka artar. Bunlar yapılmaz ve konunun özünden uzak meşguliyetlerle uğraşılırsa, Türkçe dersine katılım azalmaya devam eder. Bir an önce Essen şehrindeki Türkçe derslerine katılımdaki %37,1 oranındaki düşüşün çaresini tüm paydaşlar ciddi bir şekilde sorgulayarak ortak bir çözüm yolu bulmak için birlikte çalışmalı.

 

 

PAYDAŞLAR BU TABLONUN SORUMLULUĞUNU ÜSTLENMELİDİR


 GÜNER CEBİR (Öğretmen)
Arif Şentürk tarafından sosyal medya üzerinden yayınlanan Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Eğitim Bakanlığı’nın verilerine göre 2018-2022 yılları arasında Türkçe derslerinde (HSU) katılımda yüzde 13,2’lik bir düşüş kayıtlara geçmiş durumda. Yine bu sayılara göre Essen kentinde 2018-2022 yılları arasında Türkçe derslerine katılımda %37,1 oranındaki düşüşün olduğu görülmektedir. Bu konunun bir paydaşı Güner Cebir olarak düşüncem şu şekildedir: Konuyla ilgili çalışmalar yürüten tüm paydaşlar bu tablonun sorumluluğunu üstlenmelidir. Bir yerde başarı veya başarısızlık varsa, bu tüm paydaşlarındır. Bu sorumluluğun gereği olarak tüm paydaşlar tarafından yapılacak sağlıklı bir değerlendirmeyle bu tablo olumlu bir seviyeye getirilmeli ve tüm paydaşlar bir an önce asgari müştereğimiz olan ANA DİLİMİZDE buluşmalıdırlar.

Ancak bana göre bu azalmanın bölgede yaşayan Türklerin demografik yapısı, okul yönetimlerinin ve eğitim müdürlüklerinin yanlış tutumları, öğretmen, anne babaların duyarsızlığı ve öğretmen atamalarındaki eksikliklerden kaynaklanıyor olabilir. Bu sayıları doğru okumakta fayda vardır. Azalma neye göre? Neden? Niçin? Sebepleri araştırılmalıdır.

 

 

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ TÜRKÇE VE EĞİTİM ALANINDAKİ ÇALIŞMALAR AĞIRLIK VERMELİ


ERDAL ERSİN (Gelsenkirchen Veliler Derneği Başkanı)
Önümüzde Türkçe derslerine katılımla ilgili olumlu ve malesef oldukça olumsuz sonuçların alındığı aynı bölgeden iki şehir var. Türk toplumu olarak pozitif bir enerjiyle bu olumsuz tablo pek tabi ki düzeltilebilir. Bana göre konuyla ilgili çalışmalar yürüten paydaşlar bölgemizdeki olumlu sonucun alındığı Duisburg şehrindeki veli derneğiyle yakın iletişim ve ortak çalışma içerisinde olmalı. Bunun haricinde önemli bulduğum bir konuyu da belirtmeliyim. Türkçe ve eğitim konusunda çalışmalar yürüten sivil toplum kuruluşları sadece eğitim ve Türkçe derslerine katılımı arttırmaya yönelik çalışmalara ağırlık vermeli. Bu sonuçlar doğru analiz edilir, ve sağlıklı bir öz eleştiri yapılırsa, bu olumsuz tablo en yakın zamanda olumlu bir tablo halini alır.

 

 

VELİ DERNEKLERİ TOPLUMUN GENELİNE HİTAP ETMELİ


İSMAİL HAKKAKUL (Öğretmen)
Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti’nde 50 yıldır Türkçe dersi verilmektedir. Uzunca zamandır Türkçe dersine ilgi yıldan yıla azalma eğlimi göstermektedir. Bu derslere ilginin arttırılması için Türk toplumu olarak yapılması gereken önlemlerin başında velilerimizin Türkçe dersine kayıt süreci ve şartları konusunda bilgilendirilmesi geliyor. Bu bilgilendirme işi ise başta veli dernekleri olmak üzere tüm paydaşların asli görevi olmalı. Bu alanda çalışan sivil toplum kuruluşları Türkçe dersleri ve eğitim konularında hedef odaklı ve sadece velileri bu konuda bilgilendirme amacıyla çalışmalar yürütmeli. Türkçe ve eğitim gündemli çalışmaların dışındaki faaliyetler maalesef faydadan çok zarar veren çalışmalar olarak önümüze çıkıyor. Veli dernekleri ayrıca hiç bir ayrım yapmaksızın toplumun tamamını kapsayan bir anlayışla çalışmalarını yürütmelidir. Pandemiye rağmen Duisburg’daki yaklaşık yüzde 5 oranındaki artışın en önemli sebebi ise, toplumun tamamını kucaklayan bir anlayışla hizmet veren ve diğer paydaşlarla uyum içerisinde çalışmalar yürüten veli derneğinin olmasıdır. Marjinal anlayışla kendince bir şeyler yapan kurluşlar Türkçe derslerine faydadan çok zarar vermektedirler. Çocuklarımız bu derse kayıt yaptırdıktan sonra, bu öğrencilerin öğrenimleri süresince Türkçe derslerine yüksek bir motivasyonla katılmalarını temin etmede öğretmen arkadaşlara çok önemli bir görev düşüyor.

 


KİMSEYİ KÜÇÜMSEMEDEN ÇÖZÜM ODAKLI ÇALIŞMAK GEREKİYOR


 ALİ YAĞIZ
Duisburg Veliler Derneği’ eski Eşbaşkanı

Genelde Avrupa’da, özelde ise Almanya’daki geleceğimizin yarınlarını yakından ilgilendiren Türkçe Anadili ve Türk Kültürü Derslerinin okullarda devamı noktasında bu güne kadar kimler gayret göstermişse, onlara müteşekkiriz. Ancak ilgili bakanlığın 24.01.2023 tarihli verilerine bakıldığında karnemizin çok kötü olduğu ortada. Bu sonuçtan tüm paydaşlar sorumludur. Bu sonuca bakıldığında bir yerde yanlış yapıldığı aşikar. Tüm paydaşlar alınganlık yapmadan öz eleştiri mekanizmasını devreye sokmalı ve ortak bir çıkış yolu bulunmalıdır. Zira eğri yolda düz yürüyemeyiz.
Bakanlığın açıklamasında yer alan zaman aralığında pandemiye rağmen Türkçe derslerine kayıtlarda yaklaşık %5,7 oranında bir artış kaydedilen Duisburg’da biz faklı bir strateji uyguladık. 2018 yılında kurulan derneğimizin aktif ve toplumun tamamını kapsayıcı ve sahada aktif çalışması sonucunda bu başarı elde edildi. Bu başarı bölgedeki tüm paydaşların başarısıdır. Bu dönemde ‘az laf, çok iş’ düsturyla hiç kimseyi, derneği ve oluşumu küçümsemeden ve devre dışı bırakmadan farklı dünya ve siyasi görüşlerden STK’larımızla beraber çözüm odaklı çalıştık ve netice itbariyle Almanya’nın diğer şehirlerine oranla başarılı bir karne elde ettik. Eğer bu bir başarıysa; bu başarının arkasında az ama azimli profesyonel bir ekiple yürüme, mütemadiyen yazılı ve görsel medyada/sosyal medyadaki mesajlarla yetinme yerine, vatandaşlarla birebir görüşme/markaja alma ve ikna yöntemini kullanmamız etkili olmuştur. Öyle ki, an gelmiş tek kişinin ayağına gidilmiş ve an gelmiş ‘veli bilgilendirme toplantıları’ şeklinde yüzlerce kişiye konunun ehemmiyeti anlatılmış ve veliler ikna edilmiştir.
Sonuç olarak şunu ifade etmek durumundayım. Farklı düşünmemiz beraber yürümemize engel değildir. Komşumuz olan Essen şehrindeki bu hepimizi üzen tablo ciddi bir öz eleştiriyle pek tabi ki düzeltilebilir. Bunu düzeltirken de „bir şey olmak“ yerine „bir şey yapmak“ anlayışıyla çalışmalarımızı yürütmeliyiz.

 

 

DUİSBURG’DAKİ BAŞARILI SONUÇ ÖRNEK ALINMALI
 

AYLİN KELLER (Yayıncı/Eğitimci)
“Neler yapılmalı?” diye soracaksak kendimize, -zamanı boşa harcamadan- bir bir neler yaptığımızı değil de, neler yapMAdığımızı konuşmalıyız! STK’ların sarfettiği enerjinin boyutları ile Türkçe eğitiminde yıllaryılı ıskaladığımız hedefi yanyana koyduğumuzda, Kuzey Ren Vestfalya (NRW) Eyaleti’nde önümüze serilen bu en son rakamlar, yapılagelen ve medyada rengarenk paylaşılan çalışmaların “nitelik ve nicelik” yönünün araştırılmasını zorunlu kılıyor. Duisburg, sessiz sedasız her yıl başarısını arttırarak hedefe nasıl ulaşıyor? Nasıl çalışıyorlar, amaçlarını ve önceliklerini nasıl belirlemişler? Elimizde böyle eşsiz bir başarı öyküsü varken, aslında yapılması gereken; sadece ve sadece bu değerli aktörlerin mentorluğundan faydalanmaktır.

 


OLAĞANÜSTÜ DÜŞÜŞÜN GÖZLENDİĞİ ESSEN’DEKİ PAYDAŞLARIN CEVABI MERAKLA BEKLENİYOR

 


Essen şehrinde Türkçe derslerine kayıtlarda kayıtlara geçen %37,1 oranındaki azalmanın ardından bölgedeki paydaşların bu dramatik tablo hakkında nasıl bir açıklama yapacakları ve bu tablonun düzeltilebilmesi için nasıl bir öneride bulunacakları kamuoyu tarafından merakla bekleniyor.
 

 

" src="blob:https://ayturk.de/99adf100-0184-4e5e-bf71-144e5537570f" alt="ismail_hakkakul.jpg" type="application/x-apple-msg-attachment" class="Apple-web-attachment Singleton" style="font-style: normal; font-variant-caps: normal; font-weight: 400; letter-spacing: normal; orphans: auto; text-align: start; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: auto; word-spacing: 0px; -webkit-text-size-adjust: auto; -webkit-text-stroke-width: 0px; text-decoration: none; caret-color: rgb(0, 0, 0); color: rgb(0, 0, 0); font-family: Helvetica; font-size: 14px; opacity: 1;">" src="blob:https://ayturk.de/958cff1e-3290-460f-9bf3-aa69d44fa75f" alt="okul_ogrenci_masasi1 (1)2 .jpg" type="application/x-apple-msg-attachment" class="Apple-web-attachment Singleton" style="font-style: normal; font-variant-caps: normal; font-weight: 400; letter-spacing: normal; orphans: auto; text-align: start; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: auto; word-spacing: 0px; -webkit-text-size-adjust: auto; -webkit-text-stroke-width: 0px; text-decoration: none; caret-color: rgb(0, 0, 0); color: rgb(0, 0, 0); font-family: Helvetica; font-size: 14px; opacity: 1;">" src="blob:https://ayturk.de/b2a4e9f5-1fc6-4b52-9176-52013a64c729" alt="stat 2 .jpg" type="application/x-apple-msg-attachment" class="Apple-web-attachment Singleton" style="font-style: normal; font-variant-caps: normal; font-weight: 400; letter-spacing: normal; orphans: auto; text-align: start; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: auto; word-spacing: 0px; -webkit-text-size-adjust: auto; -webkit-text-stroke-width: 0px; text-decoration: none; caret-color: rgb(0, 0, 0); color: rgb(0, 0, 0); font-family: Helvetica; font-size: 14px; opacity: 1;">" src="blob:https://ayturk.de/c6a4322e-e385-48bb-aa98-fe8db60f9af1" alt="turgut şimşek.png" type="application/x-apple-msg-attachment" class="Apple-web-attachment Singleton" style="font-style: normal; font-variant-caps: normal; font-weight: 400; letter-spacing: normal; orphans: auto; text-align: start; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: auto; word-spacing: 0px; -webkit-text-size-adjust: auto; -webkit-text-stroke-width: 0px; text-decoration: none; caret-color: rgb(0, 0, 0); color: rgb(0, 0, 0); font-family: Helvetica; font-size: 14px; opacity: 1;">" src="blob:https://ayturk.de/d4e50d72-5c85-415b-bae7-c1836c22bc72" alt="turkce_ders_kitaplari 3 ,.jpg" type="application/x-apple-msg-attachment" class="Apple-web-attachment Singleton" style="font-style: normal; font-variant-caps: normal; font-weight: 400; letter-spacing: normal; orphans: auto; text-align: start; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: auto; word-spacing: 0px; -webkit-text-size-adjust: auto; -webkit-text-stroke-width: 0px; text-decoration: none; caret-color: rgb(0, 0, 0); color: rgb(0, 0, 0); font-family: Helvetica; font-size: 14px; opacity: 1;">" src="blob:https://ayturk.de/a83a7d11-734c-4984-9738-b33bd6629e04" alt="Zülfü Gürbüz.jpg" type="application/x-apple-msg-attachment" class="Apple-web-attachment Singleton" style="font-style: normal; font-variant-caps: normal; font-weight: 400; letter-spacing: normal; orphans: auto; text-align: start; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: auto; word-spacing: 0px; -webkit-text-size-adjust: auto; -webkit-text-stroke-width: 0px; text-decoration: none; caret-color: rgb(0, 0, 0); color: rgb(0, 0, 0); font-family: Helvetica; font-size: 14px; opacity: 1;">

Batı Trakya Türk toplumu dimdik ayakta: "Türk doğduk, Türk öleceğiz!” 
 
Batı Trakya Türk toplumu olarak demokrasi ve insan haklarına sıkı sıkıya bağlı bir şekilde hak arama mücadelemizi sürdüreceğiz.
 
 
Batı Trakya Türk toplumu, 29 Ocak 1988’de “Yeter artık! Türk doğduk, Türk öleceğiz!” dediği günün 35. yıldönümü ile 29 Ocak 1990 tarihinde kendisine karşı yapılan saldırıların yıldönümünü anıyor. Yunanistan’ın 1980’lerin ortalarında Batı Trakya Türk toplumuna yönelik siyasi, sosyal ve kültürel baskılarını iyice artırması, isminde “Türk” kelimesi geçen dernekleri yasaklamasının sonucu olarak “Biz Türk’üz!” diye haykıran Batı Trakya Türkleri 29 Ocak 1988 tarihinde Gümülcine’de geniş katılımlı bir protesto yürüyüşü düzenlemiş, yürüyüş polisin sert müdahalesiyle olaylara dönüşmüş ve çok sayıda Batı Trakya Türk’ü yaralanmıştır. O gün yaşanan olayları unutturmamak için 29 Ocak 1990 tarihinde yine Gümülcine meydanında toplanan genç, yaşlı ve çocuk binlerce Batı Trakya Türk’ü saldırıya uğramış, Batı Trakya Türk toplumu mensuplarına ait ev ve dükkanlar tahrip edilmiştir. O tarihten sonra Batı Trakya Türk toplumunun “Toplumsal Dayanışma ve Milli Direniş Günü” haline gelen 29 Ocak, Batı Trakya, Anavatan Türkiye ve Avrupa’da her yıl düzenlenen etkinliklerle anılıyor. Anma etkinliklerinde Batı Trakya Türkleri bir araya gelerek Yunanistan’ın baskı ve yıldırma politikalarına karşı tepkilerini dile getiriyor. 
 
 
29 Ocak 1988 ve 1990’da yaşanan olay ve saldırıların üzerinden on yıllar geçmesine rağmen Yunanistan Batı Trakya Türk toplumuna yönelik baskı ve sindirme politikalarına devam etmektedir. 10 Ekim 2017 tarihinde Yunan Parlamentosu’nda kabul edilen yasa ise Yunanistan’ın Batı Trakya Türklerini halen bir tehdit olarak algılamaya devam ettiğini gösteren son örnek oldu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) İskeçe Türk Birliği, Rodop İli Türk Kadınları Kültür Derneği ve Meriç İli Azınlık Gençlik Derneği ile ilgili örgütlenme özgürlüğünü ihlal etmesi nedeniyle Yunanistan aleyhine verdiği kararların Yunan ulusal mahkemeleri tarafından uygulanmasına olanak sağlaması için çıkarılan yasaya “milli güvenlik ve kamu güvenliğinin tehdit edilmemesi” ibaresi dahil edildi. Neden? Batı Trakya’da “Türk” isminde resmi dernek kurulmasının önüne set çekmek için.
 
 
Batı Trakya Türk toplumu Lozan Barış Antlaşması ile Yunanistan’a bırakıldığı 1923’ten bugüne her zaman demokrasi ve insan haklarına sıkı sıkıya bağlı bir şekilde mücadelesini yürütmüş ve yürütmektedir. 29 Ocak 1988 olaylarının hemen ardından 28 Şubat 1988 tarihinde kurulan Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF) olarak Yunanistan’ı Batı Trakya Türk toplumunun antlaşmalarla garanti altına alınmış olan eğitim ve dini özerkliğini topyekun ortadan kaldırmayı hedefleyen uygulamalarına ve Batı Trakya Türklerini ötekileştirerek tehdit olarak gören politikasına derhal son vermeye çağırıyoruz.
 
 
Batı Trakya Türk toplumunun hak arama mücadelesinde bir dönüm noktası olan “29 Ocak Toplumsal Dayanışma ve Milli Direniş Günü”müz kutlu olsun.
Haber: Dogan Tufan
 

HEİLİGENHAUS (AA) - Türkiye'nin Berlin Büyükelçisi Ahmet Başar Şen, Almanya'nın Heiligenhaus şehrinde dün Alman komşularının saldırısı sonucu yaralanan Trabzonlu Aktaş ailesini ziyaret ederek geçmiş olsun dileğinde bulundu.

 

Yan dairedeki komşuları tarafından havalı tabanca ile yaralanan Aleyna Aktaş ile eşi Mehmet Aktaş'ı hastanede ziyaret eden Büyükelçi Şen, ayrıca yoğun bakımda tedavi edilen Mehmet Aktaş'ın babası Mustafa Aktaş ile telefonda görüştü.

 

Büyükelçi Şen, burada yaptığı açıklamada, "Dün sabah yaşadıkları evde komşularının saldırısına uğrayan Aktaş çiftini iki ayrı hastanede ziyaret edip hem kendileri hem aileleriyle görüştük. Böyle bir saldırının gerçekleşmesi çok üzücü, hepimizi şok etti. Aile kendi evlerinde saldırgan tarafından havalı tabancayla yaralanmış, 7 aylık çocukları da tehlikeye atılmış, orada o da yaralanabilirdi. Saldırgan daha sonra evi ateşe vermiş ve kısmen de yaktığı anlaşılıyor." dedi.

 

Olayda balta kullanıldığı gibi detaylar anlatıldığını, bunların yerel polis tarafından açıklığa kavuşturulması gerektiğini ifade eden Şen, "Bizim vatandaşımıza yönelik böyle bir saldırı bizleri çok üzdü. Düsseldorf ve Essen Başkonsoloslarımız yaralıların durumlarıyla yakından ilgileniyorlar. Özellikle Mehmet beyin durumu biraz daha ağır ancak hayati bir tehlikeleri yok. Bilgileri Dışişleri Bakanı'mıza da ilettik ve Bakanı'mızı ailenin babasıyla da görüştürerek, telefonla geçmiş olsun dileklerini iletmesini sağladık." diye konuştu.

 

Büyükelçi Şen, şunları kaydetti:

"Durum kontrol altında, saldırgan polis tarafından yakalanmış. Olayın aydınlatılıp saldırganın en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyoruz. Hangi saikle bu olayı yaptığının açıklığa kavuşturulması, aşırı sağ, yabancı düşmanlığı, Türk düşmanlığı, İslam düşmanlığı gibi saiklerin olayın içinde olup olmadığının araştırılması gerek. Yoksa bu ağır yaralama olayının da aynı zamanda nefret suçuysa bunun da açığa çıkarılarak bütüncül olarak mahkeme tarafından değerlendirilip olabilecek en ağır cezaya çarptırılması bizim için önemli. Olayın yakın takipçisiyiz."

 

 

 

 

- Havalı tüfek saçmalarıyla yaralanan Aleyna ve Mehmet Aktaş'ın evinin saldırgan tarafından kundaklanmak istendiği iddia edildi
 

HEİLİGENHAUS (AA) - Almanya'nın Kuzey Ren Vestfalya (KRV) eyaletindeki Heiligenhaus şehrinde Trabzonlu Aktaş ailesi Alman komşularının havalı tüfekli saldırısında yaralandı.

 

Trabzon'un Sürmene ilçesinden olan Aleyna Aktaş (25) ile eşi Mehmet Aktaş (30) yan dairede bulunan komşularının havalı tüfek saldırısıyla yaralanarak tedavi altına alındı. Saldırganın daha sonra Aktaş ailesinin oturduğu evin kapısını baltayla kırp içeriye yanıcı madde dökerek daireyi yakmak istediği iddia edildi.

 

Aleyna Aktaş'ın dayısı Ahmet Karataş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ailenin yanmaktan şans eseri kurtulduğunu söyledi.

Ahmet Karataş, "Alman komşuları yaklaşık 4 ay önce uyuşturucu madde içtikleri için yeğenimin eşi tarafından, 'evlerine duman geldiği ve küçük bebekleri olduğu' gerekçesiyle uyarılmış. Bunun üzerine aralarında bir tartışma yaşanmış. Aradan zaman geçmesine rağmen bu kişi yeğenim ve ailesine kin tutmuş olacak ki bugün bu inanması güç saldırıyı gerçekleştirmiş." dedi.

 

Karataş, sabah erken saatlerde yaşanan saldırıyı şöyle anlattı:

"Sabah erken saatte yeğenim Aleyna işe giderken daha önce tartıştıkları Alman komşuları yeğenime saçma atan havalı tüfekle ateş etmiş. Ne olduğunu anlamayan Aleyna yaralanıp dairelerine geri koşmuş. Olayı gören eşi Mehmet dışarı fırlamış ve komşu ona da aynı yöntemle ateş edip bacağından yaralamış. Daha sonra hazırlıklıymış ki bu saldırgan komşu eline balta alıp kapıya dayanmış ve kapıyı kırarak içeri girmiş. Eve yanıcı madde döküp ateşe vermiş. Yeğenim ve eşi ve 6 aylık çocuklarını alıp balkona kaçmışlar. Polisi aramışlar, onları balkondan itfaiye ve polis alıp kurtarmış."

 

Ahmet Karataş, "Aleyna 6-7 yerinden, eşi de birkaç yerinden yaralanmış ve halen ameliyatta saçmaları çıkarmaya çalışıyorlar. Komşuları onları evleriyle beraber yakmak istemiş. Saldırganın gözaltına alındığını öğrendik." şeklinde konuştu.

 

İtfaiyeden yapılan açıklamada, sabah saatlerinde yangın ihbarı aldıklarını, olay yerinde "bir tehdit durumu olduğu" gerekçesiyle polisten yardım istediklerini ve evdekileri tahliye edip yangını kontrol altına aldıkları bilgisi paylaşıldı.

Polis olayla ilgili inceleme başlattı.

 

BERLİN (AA) – Almanya, İsrail işgali altındaki Doğu Kudüs'te bir Yahudi yerleşim birimindeki sinagoga düzenlenen saldırıyı kınadı.

 

Almanya Cumhurbaşkanlığı Basın Ofisinden yapılan açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, İsrailli mevkidaşı Isaac Herzog ile telefonda görüştü ve Kudüs'te meydana gelen terör şiddetinden dolayı başsağlığı diledi.

Steinmeier görüşmede, "Kudüs'te bir sinagoga düzenlenen ve 7 kişinin öldüğü korkunç terör saldırısı bizi derinden sarstı. Bu acımasız terör şiddetini en sert biçimde kınıyoruz. Düşüncelerim kurbanların aileleri ve İsrail'de yas tutanlarla birlikte." ifadesini kullandı.

 

Almanya Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada da Doğu Kudüs'teki korkunç terör saldırısının şiddetle kınandığı belirtilerek, "Uluslararası Holokost Anma Günü'nde Şabat'ı kutlarken bir sinagogun önünde Yahudilere saldırmak çirkindir ve bu suç hiçbir şekilde haklı çıkarılamaz." değerlendirmesinde bulunuldu.

Açıklamada, teröristlerin nefret tohumları ekmeye ve barışı imkansız kılmaya yönelik acımasız hesaplarının tutmaması, bu yıl her iki tarafta da çok sayıda kişinin öldüğü şiddet sarmalının devam etmemesi gerektiği ifade edildi.

 

Diyalog çağrısı yapılan açıklamada, terörün sona ermesi için İsrail ve Filistinli makamlar arasındaki işbirliğine ve diyaloğa her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu kaydedildi.

 
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni (arka solda), resmi temaslarda bulunmak üzere geldiği Libya'nın başkenti Trablus'ta, Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe (arka sağda) ile heyetler arası görüşme gerçekleştirdi. Görüşmenin ardından İtalya merkezli bir petrol ve doğalgaz şirketi olan Eni ile Libya Ulusal Petrol Kurumu arasında anlaşma imzalandı. Anlaşmayı Eni CEO'su Claudio Descalzi (solda) ve Libya Ulusal Petrol Kurumu Başkanı Farahat Bin Kadare (sağ 2) imzaladı.