Aytürk

Aytürk

Avrupa Türkleri ile 2000 yılından beri beraberiz. Türk toplumunun gelişme sürecinden sürekli haberdar olmak için bizi takip edin...

Bayerns Innenminister und IMK-Vorsitzender Joachim Herrmann: Herbst-IMK zeigt große Bandbreite der aktuellen Herausforderungen für die Innenpolitik - Katastrophenschutz und Entwicklung der Asylzahlen erfordern Weichenstellungen

 

Der Schutz Kritischer Infrastruktur, der flächendeckende Ausbau des Sirenennetzes in Deutschland, die humane Unterbringung Geflüchteter, oder die Neuregelung der Speicherung von IP-Adressen – das sind nur einige der Themen, die die große Bandbreite der aktuellen Herausforderungen für die Innenpolitik auf der Herbstsitzung der Innenministerkonferenz (IMK) aufzeigen. Der IMK-Vorsitzende, Bayerns Innenminister Joachim Herrmann, hat heute die zentralen Themen der Konferenz vom 30. November bis zum 2. Dezember vorgestellt.

Ein Top-Thema auf der dreitägigen Konferenz ist der Schutz Kritischer Infrastrukturen, für Herrmann ein wichtiger Baustein, um die Versorgungssicherheit der Bevölkerung in Deutschland zu gewährleisten. Wesentlich für einen effektiven Bevölkerungsschutz sei, den Betreibern Kritischer Infrastrukturen klare rechtliche Verpflichtungen aufzuerlegen und die finanzielle Unterstützung durch den Bund: "Wir haben im Frühjahr vom Bund innerhalb der nächsten 10 Jahre rund 10 Milliarden Euro für einen Stärkungspakt Bevölkerungsschutz gefordert. Diese Forderung werden wir auf unserer Konferenz erneuern und den Bund an seine Verantwortung erinnern." Das gelte auch für einen finanziellen Beitrag zum Ausbau des Sirenennetzes in Deutschland. "Die im Bundeshaushalt 2023 vorgesehenen 5,5 Millionen Euro für ein künftiges bundesweites Sirenenförderprogramm sind ein schlechter Witz und nicht einmal ansatzweise ausreichend", kritisierte Herrmann.

Ein weiteres drängendes Thema ist für den bayerischen Innenminister die Asyl- und Flüchtlingspolitik: "Die Zugangszahlen haben sich im Vergleich zum letzten Jahr vervielfacht. Die Unterbringungsverwaltungen in Ländern und Kommunen sind am Limit."  Für Herrmann ist das der Anlass, auf der IMK anzumahnen, auf keinen Fall weitere Zuwanderungsanreize zu setzen. Der Bund müsse sich klar zu seiner Verantwortung sowohl bei der Flüchtlingsunterbringung als auch bei der Rückführung abgelehnter Asylbewerber bekennen. Herrmann: "Wo bleibt die seit einem Jahr angekündigte Rückführungsoffensive? Wo bleiben die im Koalitionsvertrag versprochenen Abkommen mit den Herkunftsländern abgelehnter Asylbewerber?"

Auch die sich derzeit häufenden Proteste von Klima-Aktivisten werden die Innenministerkonferenz beschäftigen. Herrmann bekräftigte, dass sich die Innenministerkonferenz einig ist: "Straftaten wie Hausfriedensbruch, die Blockade von Straßen oder das Beschädigen von Kunstwerken sind kein legitimes Mittel des Protests."

Auch die Neuregelung der Speicherung von IP-Adressen steht auf dem Programm der Innenminister. Für den IMK-Vorsitzenden ist klar: "Ein wirksames Instrument zur Bekämpfung von schweren Straftaten wie Kinderpornographie und Kindesmissbrauch haben wir nur, wenn IP-Adressen gespeichert werden. Wir brauchen deshalb umgehend eine gesetzliche Neuregelung, welche die vom Europäischen Gerichtshof aufgezeigten Spielräume konsequent ausnutzt."

Die IMK bietet auch die Gelegenheit zum Austausch mit externen Gästen. Zu Fragen im Bereich des Bevölkerungsschutzes und bei der zivilmilitärischen Zusammenarbeit hat Herrmann den EU-Kommissar für Krisenmanagement, Janez Lenarčič, und den Befehlshaber des Territorialen Führungskommandos der Bundeswehr, Generalleutnant Carsten Breuer, eingeladen. Außerdem tauscht sich die IMK mit der Vorsitzenden des Rates der Evangelischen Kirche in Deutschland, Präses Dr. h.c. Annette Kurschusinsbesondere zur Asyl- und Migrationsthemen aus.

Online insan hakları dersinde Tulsa katliamını anlatıyorum öğrencilere…

 

Ardından Bretton Woods anlaşmasını…

Bugünü bunlar ışığında yorumlayın diyorum, olmuyor.

Dersi dinlemiyor değiller ancak bağlantı kurma kısmında sıkıntılıyız.

 

“Türkiye üzerine oynanan oyunlar” diyorum. “Afrika” diyorum. “Ortadoğu” diyorum, “niye karıştırmaya çalışıyorlar” diyorum. “Zihniyet” diyorum yine olmuyor.

Gündemi, içerik çöplüğüne dönen sosyal medyadan yorumlamaya kalkıyorlar, yalan haberin, gerçek haberden 60 kat hızla yayıldığını bilmeden…

 

Neyse, en iyisi ben özetleyeyim;

Yaşadığımız coğrafyanın bugünkü durumunu kim nasıl yorumlarsa yorumlasın ortada salt Türkiye ile sınırlı olmayan kanlı planlar var ve adı konulmasa bile gizliden gizliye bir ‘dinler savaşı’nın sürdüğü su götürmez bir gerçek.

Baba Bush’un İkiz Kuleler vurulduktan sonraki “Haçlı seferi” sözünü hatırlayın. Ortadoğu’nun kan ve barut kokusundan bir türlü kurtulamayışını... Irak’ın ardından İran’a yönelik birtakım operasyonları ‘gizli ajandası’nda tutan, kanlı terör örgütleri YPG’ye, PKK’ya Batı tarafından aleni verilen desteği.

 

Evet İstanbul’daki hain saldırıda tüm dinlerin mensupları tek yumruk oluyor, kanlı saldırılar kınanıyor ama şunu da unutmayalım ki, burada olayın gerçek boyutunu, o toplulukları yönetme erkini elinde bulunduranların ‘beyanatları’ deşifre ediyor. Bu beyanatların içindeki mesajlar eylemlerin kimler tarafından desteklendiğini ortaya koyma bakımından önemli.

 

Kalkış noktamızı, ‘dinler üzerinden yürütülen’ bir çıkarlar savaşı olarak alırsak, burada Türkiye’nin en önemli noktada bulunduğu gerçeğini görebiliriz. Nedir bu gerçek? Bölgenin, nüfusunun tamamına yakını Müslüman ve laik sistemi benimseyen tek ülkesi Türkiye. Yüzümüzün Batı’ya dönük olması, ancak inanç köklerimiz itibarıyla Doğu’nun ayrılmaz bir parçası durumunda bulunmamız da Türkiye’yi kilit ülke yapıyor. Bir başka deyişle, Türkiye bir mihenk taşı, ağırlık merkezi.

 

Yeryüzü haritasını silbaştan ele almaya kararlı güçlerin, son 10 yıldır denemedikleri yol kalmadığından böylesi önemli bir pozisyonda bulunan Türkiye’nin bütün manevra alanlarını daraltmak, köşeye sıkıştırmak niyetiyle her gün yeni bir plan kurdukları artık sır değil. Bunun için kullandıkları taşeronların kendi aramızdan çıktığı da…

 

Tabi, Amerika’nın da, Yunanistan’ın da, Kıbrıslı Rumların da düş görme, hayal kurma gibi doğal hakları var. Teröriste aleni destek vermek bu hayallerin bir uzantısı büyük ihtimalle. Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesimini ele alacak olursak, elbette Amerikalı, AB’li dostlara sırt dayamak, onlar için bir tür güvence. Lakin Batının hem nala hem mıha vurduğunu görmek, ‘kim, kimi, neden kullanıyor?’ diye bir sorgulama mekanizması geliştirmek, tarih okumak çok zor olmasa gerek.


Özetle; Düşlemek, düş görmek hayatın bir parçasıdır. Amma velakin aynı hayat, içinde kåbusları, karabasanları da barındırır! Dikkat edin de pembe hayalleriniz karabasanlara dönmesin zira biz dursak genlerimiz durmaz!

 

„Wir machen auf die Mädchen und Frauen aufmerksam, die Opfer von Gewalt waren oder sind. Unterdrückung von Frauen und Gewalt gegen Frauen ist Unrecht. Dem setzen wir ein deutliches Zeichen entgegen: „Würzburg sagt Nein zu Gewalt gegen Frauen“, betont Oberbürgermeister Christian Schuchardt in seinem Grußwort anlässlich des Internationalen Tages gegen Gewalt an Frauen.

 

Schuchardt verweist auf schwerwiegende Folgen von häuslicher Gewalt, für die betroffenen Frauen, jedoch auch für die Kinder, die die Gewalt miterleben. Nach dem Lagebild Häusliche Gewalt des Polizeipräsidiums Unterfranken wurden in Unterfranken im letzten Kalenderjahr 1744 Fälle von häuslicher Gewalt angezeigt. Dabei waren 648 Kinder Zeug:innen der Gewalt.

 

Die Stadt Würzburg macht ganzjährig und im Aktionsmonat November verstärkt, Öffentlichkeitsarbeit zu den Unterstützungsangeboten für von Gewalt betroffene Würzburgerinnen und Würzburger und deren Familien- und Freundeskreis.

 

Um das Thema Häusliche Gewalt noch mehr in den Fokus zu rücken, beteiligt sich die Stadt Würzburg seit diesem Jahr an der Aktion "Orangefarbene Bänke gegen Gewalt an Frauen". Die Stadtverwaltung hat eine Bank mit dem Aufdruck „Würzburg sagt Nein zu Gewalt gegen Frauen“ und einer Plakette mit einem QR-Code, der zu Beratungsmöglichkeiten verweist, aufgestellt. „Die Bank steht am Kranenkai, nahe der Alten Mainbrücke, mitten in unserer Stadt, in unserem Leben – so wie Gewalt gegen Mädchen und Frauen auch mitten unter uns stattfindet“, erklärt Gleichstellungsbeauftragte Petra Müller-März die Symbolik der Aktion, die bundesweit für das Hilfetelefon 08000 116 016 wirbt. Weitere Bänke werden folgen, gespendet von Zonta Club Würzburg Electra, Zonta Club Würzburg und Optik Horn.

 

 

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) desteğiyle Kazakistan’da, Türkiye Mezunları Derneği açıldı. Ayrıca Kazakistan’ın yurt dışında yaşayan diasporasına yönelik faaliyetler yürüten Otandastar Vakfı ve YTB arasında iş birliğine dair mutabakat zaptı imzalandı.

 

YTB Başkanı Abdullah Eren, Kazakistan’da bir dizi resmi temaslarda bulundu. YTB desteğiyle Kazakistan’ın Başkenti Astana’da faaliyetlerine başlayan Türkiye Mezunları Derneği’nin açılışına katılan Eren, YTB ve Kazakistan Otandastar Vakfı arasındaki iş birliği mutabakat zaptına da imza koydu.

 

Türkiye Mezunları Derneği’nin açılış törenine YTB Başkanı Abdullah Eren, Kazakistan Dışişleri Bakanlığı Otandastar Vakfı Başkanı Abzal Saparbekulı, Türkiye’nin Astana Büyükelçiliği Müsteşarı Turhan Dilmaç, Türk kurumları temsilcileri ve çok sayıda KazakTürkiye Mezunu katıldı.

 

İstiklal Marşı ve Kazakistan Milli Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende, Kazakistan’ın bağımsızlığını kazandıktan sonra 1992 yılında Türkiye’ye eğitim görmek için gelen ilk Kazakistanlı öğrencilerin İstanbul havalimanında karşılandıkları video gösterildi.

 

Törende konuşan YTB Başkanı Abdullah Eren, Kazakistan’ın bağımsızlığını kazandıktan sonra Türk Cumhuriyetleri arasında Türkiye’ye öğrenci göndermeye başlayan ilk ülkelerden biri olduğunu bildirdi.

Eren, Kazakistan’dan Türkiye’ye üniversite okumaya gelmiş her bir Kazakistanlı genci Türkiye’deki gençlerden ayrı tutmadıklarını ifade etti. 

 

Türkiye’nin 1992’den bu yana 5 bin 800’den fazla Kazakistanlı gence burs imkanı sağladığını ve şu anda YTB’nin Kazakistanlı öğrencilere her yıl 200’e yakın; lisans, yüksek lisans ve doktora bursu verdiğini kaydeden Eren, “Kendi imkanlarıyla gelen binlerce genç de var. Kazakistan’da 7 binden fazla Türkiye mezunu olduğunu biliyoruz. Bu rakamlara baktığımızda artık mezun hareketliliğimizin çok yüksek olduğunu göz önüne alarak; Kazakistan’da Türkiye mezunları arasındaki iletişimi devam ettirecek, birbirleriyle olan iş birliklerini somut olarak kurumsal çatı altında gerçekleştirebilecekleri ve Türkiye ile de diyaloglarını sürdürebilecekleri kurumsal bir yapının kurulmasının çok iyi olacağını düşündük” diye konuştu.

 

Eren, bu bağlamda Kazakistan’daki mezunlara bir derneğin kurulması yönünde tavsiyelerini ilettiklerini belirterek, “Onlar da Kazakistan’daki Türkiye mezunları derneğine yönelik bir çalışma yaptılar. Bugün uzun bir aradan sonra Kazakistan’daki mezunlarımızla Türkiye Mezunları Derneğinin adeta bir başlangıcını yapmış olduk. Bundan sonra, buradaki derneğimiz, Türkiye’de okumuş Kazakistan’daki farklı sektörlerde faaliyet gösteren mezunlarımızın iletişimini koruyor olacak. Biz Türkiye mezunlarımızın iki ülke ilişkilerine ekonomik, siyasi ve kültürel olarak katkı sağladığını biliyor ve bunların sayısını artırmak istiyoruz” dedi.

 

Programın sonunda Eren, Kazakistan’da kurulan Türkiye Mezunları Derneği Başkanı Asılbek Razakov ile kurdele kesti ve mezunlarla aile fotoğrafı çektirdi.

 

 

YTB VE KAZAKİSTAN OTANDASTAR VAKFI ARASINDA İŞBİRLİĞİ MUTABAKATI ZAPTI İMZALANDI

 

YTB Başkanı Abdullah Eren’in Kazakistan temasları kapsamında ayrıca, Kazakistan’ın yurt dışında yaşayan diasporasına yönelik faaliyetler yürüten Otandastar Vakfı ile YTB arasında iş birliğine dair bir mutabakat zaptı imzalandı.

 

İmzalanan protokol hakkında da konuşan YTB Başkanı Eren, söz konusu mutabakat zaptının daha çok tecrübe paylaşımı ve ortak projeler alanını kapsadığını ifade ederek, şunları kaydetti:

“YTB olarak eğitim ve kültür alanında Kazakistan’ın bu yeni döneminde de ilişkileri üst seviyeye taşımak istiyoruz. Bu kapsamda muhatap kurumumuz Otandastar Vakfı ile mutabakat zaptı imzaladık. Gelecek süreçte de yapacağımız faaliyetleri detaylandıracağız.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

“Unutulmamalıdır ki, ailelerin sağlığı ve mutluluğu ve bu bağlamda toplumun huzuru ve güveni ancak kadınların saygı ve adalet görmesiyle mümkün olabilir”

 

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’nde bir açıklama yayınlayan Hamburg Eyalet Parlamentosu’nda Sosyal Demokrat Parti (SPD) Milletvekili Barış Öneş, şu mesajı verdi:

 

Birleşmiş Milletler tarafından 1999 yılında alınan kararla, toplumlarda ezilen, mağdur olan, şiddete uğrayan kadınlar adına farkındalık oluşturmak için 25 Kasım, “Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü” olarak kabul edilmiştir. Bu günün, dünyadaki tüm kadınlara yönelik şiddetin önlenmesine, kadın haklarının korunup geliştirilmesine zemin oluşturmasını diliyorum. Kadına yönelik şiddet maalesef dünya genelinde tüm kadınları ve dolayısıyla tüm dünya nüfusunu olumsuz etkileyen ciddi bir sorundur. Bir insan hakları ihlali olan kadına yönelik şiddet; dil, din, ırk, sınıf, etnisite, mezhep ya da cinsiyet ayırt etmez.

Kadınların temel hak ve özgürlüklerini kısıtlayan, toplumların ekonomik ve toplumsal gelişmeleri üzerine olumsuz etkileri olan kadına yönelik şiddetle mücadele, kadın-erkek tüm toplumun ortak görevidir. Şiddete göz yummak, sessiz kalmak ise şiddetin bir parçası olmak anlamına gelir. Şiddet mağduru bugün hiç tanımadığımız biri olabileceği gibi yarın bir yakınımız, sevdiğimiz de olabilir.

Kadına yönelik şiddetle mücadelede neler yapılabilir? Özellikle eğitim müfredatlarından medya içeriklerine, sosyal politikalardan hukuki düzenlemelere kadar geniş bir kapsamda bilinçlendirme, şiddetin önüne geçilmesinde önemli etki oluşturacaktır. Toplumdaki bilinç ve birlik hali, güçlü bir sosyal yapı, kişileri ve toplum bireylerini güçlü kılar ve şiddet karşısında güçlü bir ses oluşturur.

Şiddetle mücadelenin bir diğer ayağı da kadınların ekonomik ve sosyal olarak güçlendirilmesidir. Bunu da ancak kadınlara iş dünyasında fırsatlar oluşturarak başarabiliriz. Almanya gibi demokratik ve kadın haklarının güçlü olduğu bir ülkede bile hala yüksek pozisyonlarda ya da çok kazançlı işlerde çalışan kadınların sayısı erkeklere oranla daha az. Bu yönde siyaseten de yapmamız gereken çok şey var”. 

 

ALMANYA’DA KADINA YÖNELİK ŞİDDET:

Almanya’da her 3 kadından biri en az bir kere şiddete maruz kalmış ve aile içi şiddet, bu konuda başı çekiyor. 2021 yılında 143 bin 16 aile içi şiddet vakası kayıtlara geçmiş ve aile içi şiddete uğrayanların yüzde 80,3’ünü kadınlar oluşturuyor. Fiziksel, psikolojik, sosyal, ekonomik ve cinsel şiddetin yanı sıra insan tacirliği ve zoraki evlilik, şiddetin en çok görülen boyutları. Almanya’da halen 360 kadın sığınma evi bulunuyor ve her yıl yaklaşık 34 bin kadın ve çocuk buralara sığınıyor. https://de.statista.com/themen/6635/gewalt-gegen-frauen/#topicHeader__wrapper

 

YARDIMA MI İHTİYACINIZ VAR?

Şiddete uğrayan kadınlar için kurulan telefon hattı, yılın 365 günü 24 saat hizmet veriyor. Türkçe dahil farklı dillerde hizmet veren 08000 116 016 numaralı telefondan uzman kişilerden ücretsiz ve anonim olarak destek alınabiliyor.

 

BERLİN (AA) - Almanya Merkez Bankası (Bundesbank), Alman hükümetinin enflasyonu tetikleyen yüksek enerji fiyatlarını düşürme çabalarına rağmen enflasyonun gelecek yıl çift hanelerde kalabileceğini duyurdu.

 

Bundesbank'ın ekonomiye yönelik kasım ayı raporu yayımlandı.

Raporda, üçüncü çeyrekte Alman ekonomisinin büyüdüğü belirtilerek, ekonomik faaliyetlerin kış aylarında belirgin şekilde daralacağına işaret edildi.

Alman hükümeti Rusya-Ukrayna savaşının etkisiyle yükselen doğal gaz fiyatlarını “frenlemek” için çabalarken, raporda bunun gaz fiyatları üzerindeki etkisinin hemen görünmeyebileceğini ve geçici olacağı belirtildi.

 

Raporda, enflasyon oranının 2023'ün başlarında çok yüksek kalmasının muhtemel olduğuna yer verilerek "Enflasyon oranı yıl başından sonra da çift hanelerde kalabilir.” denildi.

Almanya'da aralık ayı doğal gaz faturalarının devlet tarafından ödenmesinin tüketicileri rahatlatacağına yer verilen raporda, bunun enflasyon oranı üzerindeki etkilerini değerlendirmenin zor olduğu belirtildi.

 

Bundesbank raporunda, devletin, hanelerin ve küçük şirketlerin gaz tüketiminin yüzde 80’ini sübvanse ettiği bir planda ise enflasyon oranının yüzde 1 gerileyeceğine işaret edilerek, gaz ve elektrik fiyat frenleri sona erdiği zaman enflasyon oranı üzerindeki etkinin tersine döneceği kaydedildi.

Almanya'daki ekonomik gelişme, küresel ekonomideki zayıflamanın ihracata yansıması, yüksek enflasyonun özel tüketimi azaltması, enerji arzındaki belirsizlik ve enerji fiyatlarındaki artış nedeniyle yavaşlarken, Bundesbank uzmanları raporda Alman ekonomisi için bu yılın son çeyreği ve 2023'ün ilk çeyreği için resesyona işaret etti.

 

Ülkede eylülde yüzde 10 olan yıllık enflasyon, enerji ve gıda fiyatlarındaki son yükselişle ekimde yüzde 10,4'e çıkarak 1951'den bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaşmıştı.

 
 

BERLİN (AA) - Alman Hükümet Sözcüsü Steffen Hebestreit, eski İngiltere Başbakanı Boris Johnson’un Almanya hükümetini başlangıçta “Ukrayna ordusunun hızlı yenilgisini desteklemekle" suçlamasını “tamamen saçmalık" olarak nitelendirdi.

Hebestreit, Berlin’de düzenlenen basın toplantısında Johnson’un CNN'de dile getirdiği suçlamaların doğru olup olmadığı sorusuna cevap verdi.

Johnson’un sözlerinin “tamamen saçmalık” olduğunu belirten Hebestreit, çok eğlendirici olan eski Başbakanın her zaman gerçekle kendine has bir ilişkisi olduğunu bildiklerini, bu olayda da aynı şey olduğunu aktardı.

Hebestreit, Almanya’nın savaş başladıktan sonra Ukrayna’ya önemli miktarda silah verdiğini, ülkesinin savaş ve kriz bölgelerine silah göndermeme uygulamasından vazgeçtiğine işaret ederek, “Bu nedenle, gerçekler bu suçlamaya karşı duruyor.” şeklinde konuştu.

Eski İngiltere Başbakanı Johnson, CNN'e yaptığı açıklamada, Rusya-Ukrayna savaşından önceki tutumları konusunda Fransa, Almanya ve İtalya'yı sert bir dille eleştirmiş, Rusya-Ukrayna savaşında Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin Ukrayna'nın arkasında durduğunu, hala destek verdiğini ancak savaştan önce durumun böyle olmadığını savunmuştu.

Johnson, Batılı ülkelerin Ukrayna-Rusya gerilimine tepkileri konusunda Fransa'ya savaş ihtimalini "son ana kadar kabullenmeme" eleştirisi getirirken, Alman hükümetini de başlangıçta "ekonomik nedenlerle uzun bir çatışma yerine, Ukrayna ordusunun hızlı yenilgisini desteklemekle" suçlamıştı.

Eski İngiltere Başbakanı, Almanya'nın bu tutumu için "Bunu destekleyemedim, bunun korkunç bir bakış açısı olduğunu düşündümz ancak onların neden böyle düşündüğünü ve nasıl hissettiklerini anlayabiliyorum." ifadelerini kullanmıştı.

 
BERLİN (AA) - Almanya’da çevreci grup Letzte Generation (Son Kuşak) üyesi çok sayıda aktivistin Berlin Havalimanının apronu ile iniş ve kalkış pistlerinin bulunduğu alanda yaptığı eylem nedeniyle uçuşların yaklaşık 2 saat durduğu bildirildi.
 

Federal polis tarafından yapılan açıklamada, Berlin Havalimanının halka açık olmayan bölümüne giren aktivistlerden bazılarının ellerini yere yapıştırdığı belirtildi.

Berlin Havalimanı yetkilileri de eylemcilerin havalimanının halka açık olmayan alanına 2 ayrı yerden girmesi nedeniyle iniş ve kalkış pistlerinin kapatıldığını bildirdi.

 

Eylemden dolayı yaklaşık 2 saat Berlin Havalimanına iniş ve kalkışlar yapılmadı, 5 sefer iptal edildi. Berlin Havalimanına inmesi öngörülen 15 uçak Leipzig ve Dresden havalimanlarına yönlendirildi, birçok seferde gecikmeler oldu.

"Son Kuşak" grubunun Twitter’dan yayımladığı görüntülerde, havalimanı alanını çevreleyen telleri kesen aktivistlerin alana girerek pankart açtığı ve ellerini yere yapıştırdıkları görülüyor.

 

Brandenburg Emniyet Müdürlüğü, Berlin Havalimanında eylem yapan çok sayıda aktivistin gözaltına alındığını duyurdu.

Almanya Ulaştırma Bakanı Volker Wissing, aktivistlerin eylem yapma şeklini eleştirerek, “Toplum böyle bir davranışı kabul edemez. Hukuk devletinin kararlılıkla buna karşı harekete geçmesi lazım.” dedi.

 

Almanya'da "Son Kuşak" grubu, iklim değişikliğine dikkati çekmek amacıyla ülkenin çeşitli kentlerinde ellerini caddelere yapıştırarak trafikte araç kuyruklarının oluşmasına neden oluyor. Aktivistler son dönemde de müzelerde sergilenen eserlere ellerini yapıştırmış, tablolara domates çorbası ve patates püresi fırlatmıştı.

 
 

BERLİN (AA) - Almanya ekonomisi, yılın üçüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 0,4, geçen yılın aynı çeyreğine göre ise yüzde 1,3 büyüdü.

 

Almanya Federal İstatistik Ofisi (Destatis), Alman ekonomisine ilişkin yılın üçüncü çeyreğini kapsayan nihai büyüme verilerini açıkladı. Buna göre, Almanya'da mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH), yılın üçüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 0,4 arttı. Böylece Destatis, 28 Ekim’de öncü verilerle açıkladığı yüzde 0,3 büyümeyi 0,4’e revize etmiş oldu.

 

Destatis, devam eden Kovid-19 salgını, arz darboğazları, artan fiyatlar ve Ukrayna'daki savaş ile zorlu küresel ekonomik koşullara rağmen Alman ekonomisinin büyüdüğüne dikkati çekerek, yılın ilk üç çeyreğinde sırasıyla yüzde 0,8, yüzde 0,1 ve yüzde 0,4'lük GSYH artışı olduğunu kaydetti.

Ülkenin GSYH’si geçen yılın üçüncü çeyreğine göre ise yüzde 1,3 büyüme gösterdi.

 

Çeyreklik bazda ele alındığında, GSYH’ye özellikle hane halkı tüketim harcamalarından olumlu katkı geldi. Üçüncü çeyrekte özel harcamalar bir önceki çeyreğe göre yüzde 1 artarken, kamu harcamaları değişmedi. Makine ve ekipman harcamaları yüzde 2,7 artarken, inşaat yatırımlarında yüzde 1,4 düşüş gözlemlendi. Aynı dönemde mal ve hizmet ihracatı da yüzde 2,4 arttı.

Hükümet, ekonomide bu yıl yüzde 1,4 büyüme, gelecek yıl ise yüzde 0,4 daralma bekliyor.

 

BERLİN (AA) - Almanya'da Enerji Tüketicileri Birliği enerji şirketlerinin fahiş fiyatlar talep etmeye devam etmesi halinde halkı elektrik faturalarını ödememeye çağırdı.

 

Enerji Tüketicileri Derneği Başkanı Aribert Peters, Bild gazetesine yaptığı açıklamada, "Artışların ölçeği piyasa fiyatları tarafından haklı gösterilmiyor." dedi.

Peters, Almanya'daki tüketicilere seslenerek "Faturalarınızı ödemeyin" çağrısında bulundu.

Aribert Peters, enerji tedarikçilerinin zamların piyasa fiyatlarıyla gerekçelendirildiğine dair kanıt sunması gerektiğini belirtti.

 

Avrupa'nın en büyük ekonomisi olan Almanya'da elektrik fiyatları yıl sonunda büyük ölçüde artacak.

Giderek daha fazla sayıda kamu kuruluşu artan toptan satış fiyatlarını tüketicilere yansıtıyor.

Fiyat karşılaştırma portalı Verivox, "Tüketiciler gaz ve elektrik fiyatlarında büyük bir yeni fiyat artışı dalgasına hazırlanmalı" uyarısında bulundu.

 

Verivox uzmanları gazeteye yaptıkları açıklamada, yılbaşında elektrik için ortalama yüzde 54 ve doğal gaz için yüzde 50 ek zamlardan bahsetti.

Federal İstatistik Dairesi'nin hesaplamalarına göre, Almanya'da enerji fiyatları Ağustos 2021 ile Ağustos 2022 arasında yüzde 35,6 artmış durumda.

 

Ağustos ayında, kalorifer yakıtı için artış oranı bir önceki yıla göre yüzde 111,5, doğal gaz için yüzde 83,8 ve elektrik için yüzde 16,6 olurken, elektrik santralleri doğal gaz için geçen yılın aynı ayına göre yüzde 269 daha fazla ücret ödemek zorunda kaldı.

Ukrayna'daki savaş başlamadan önce Rusya, Almanya'nın doğal gaz ihtiyacının yüzde 55'ini karşılıyordu.