Meyhane müziği ve adi müzik suçlaması - 1

Saray ve tekke gibi iki önemli eğitim ve icra kurumunun yanı sıra toplumun kültürlü üst tabakala rı arasındaki hamillerini de kaybeden ve resmi kurumlarda eğitimi kesin olarak yasakla nan bir müzik geleneğinde bir seviye düşmesi yaşanması kaçınılmazdır. Bununla birlikte geleneksel müzik çevrelerinin sine-i millete dönerek halk zevki içinde kendilerine bir dayanak ve sığınak bulma çabası, sadece bir seviye düşmesine değil, popüler formlar çerçevesinde özgün sentezlere de yol açmış ve bu yöndeki çalışmalar halktan büyük bir ilgi görmüştür. Klasik Türk müziğinin resmi çevreler ve alafrangacılar tarafından meyhane müziği, piyasa müziği, hatta adi müzik gibi sözcüklerle aşağılanan bu popülerleşmiş koluna karşı başlatılan saldırı, bizlerce Osmanlı Türk müziği geleneğinin sosyal tabanını kurutmayı amaçlamaktadır. Bu konuda yazı yazan ve söz söyleyen bir çok kişinin Türk müziğindeki seviye düşmesi ile ilgili samimi kaygılar taşımış olması elbette mümkündür. Ancak bilhassa resmi görüşün sözcülerinin esas kaygısı bu olsa, Türk müziği eğitimi ile ilgili daha kurumsal tedbirler önermeleri şüphesiz daha mantıklı bir tavır olurdu. Yüzlerce yıllık büyük bir müzik geleneğinin eğitimini yasaklayanların ondaki seviye düşmesinden şikayet etmeleri, hatta bu şikayeti en yüksek perdeden hakaretlerle dile getirmeleri, samimi ve iyi niyetli bir eleştiri ile açıklanabilecek bir durum değildir. Nitekim daha 1926’daki eğitim yasa başladığında resmi kurumlar gidişatın alaturka musiki içinde hakiki sanat eserleri aleyhine mütereddi Meyhane musikisinin güç kazanması yönünde olacağını hazırladıkları bir raporda tespit etmişlerdir. Milli eğitim Bakanlığının talim ve terbiye heyetinin 15 Kasım 1926’da Maarif Vekiline gönderdiği rapora göre alaturka musiki bu ilga dolayısıyla ortadan kalkmayacaktır. Çünkü, ondan mütehassıs olan bir kütle kaldıkça bu musiki hususi surette devam  gidecektir. Ancak hakiki sanat eserleri değil, sadece mütereddi meyhane musikisi yaşayacaktır.

     Meyhane müziğine veya adil müziğe karşı açılan savaşın aslında sosyolojik olarak hangi amaca veya sonuca tekabül ettiğini anlamak için Gültekin Oransayın tespitine başvurabiliriz: yıllardır devlet ileri gelenlerinden destek göremeyen, toplumun beğenisini de getirmiş bulunan fasıl müziği giderek unutulurken geleneksel Türk sanat küğünün (müzik melodi vb.) altı dalından sadece piyasa küğü canlılığını koruyabildi.

     Orhan Sayın kendi terminolojisi çerçevesinde fasıl müziği sözcüğüyle kastettiği müzik türü, klasik Osmanlı Türk müziği veya ders notlarının başlığındaki ifadeyle Divan Küğüdür. Piyasa küğü dediği şeyse temelde meyhane müziği adi müzik diye aşağılanan ve Osmanlı müziğinin popülerleşerek canlılığını korumaya devam eden koludur. Başka bir değişle aşağılanan bu müzik, aslında resmi politikalar tarafından dışlanan Osmanlı Türk müziğinin sosyal tabanını oluşturmakta ve gelenekte öyle ya da böyle bu tabanın genişliği ölçüsünde kendisini yeniden üretebilmektedir. Geleneğin süreklilik ve canlılık kayna büyük ölçüde toplumla kurduğu bu ilişkidir.

     Resmi söylemin adi müziklere karşı açtığı savaşta muhaliflerinden destek istemesi ilginçtir. Örneğin Gazimihal adi musikiler söz konusu olduğunda alaturka alafranga ayrımını bir yana atmakta, geniş bir Güzideler zümresinin ortak mücadelesinden bahsetmektedir: Her türlü en İnhisarcı görüşten kurtulan... Bir geniş Güzideler zümresine muhtacız. Bu zümrenin ilk işi, ne Avrupa ne de eski Türk musikileri ile manen ve maddeten hiçbir münasebeti bulunmayan bugünkü gramofon ve radyo musikilerine alaturka sıfatını vermemek, onları millileştirmemek, halkın milli vicdanını iğfal tarihi ile sanat sevgilerini dalalete saptırmamak olmalıdır. Adi musikilerle mücadele meselesinin sözde bırakılması çok temenni olunur.

     Gazimihal alaturkacıları ikna etmek için, alaturka firması altında sağda solda her evde dinlenen, saf Anadolu köylüleri arasına kadar sokulan gramofon fabrikalarda, radyoları ihya eden musikilerin milli bir kıymeti bulunan ve tarihi Türk Mİsikisi’ne mensubiyet iddia edebilecek kuvvette olmadığını söyler. Hakiki Türk müziğinin ölümüne sebep, Mahmut Ragıp Gazimi-hal’e göre batıcı politikalardan ziyade zevkleri takriben başka bir işe yaramayan bu pespaye icatlardır. En münzevi köşelere çekilmiş hakiki Türk müziği mensupları bunlardan uzak durmalıdır. Yalnız sadece bu öz denetim yetmez, devlet de duruma müdahale etmeli, Muzır cephesini yok etmek için müfettişler eliyle radyo yayınlarını, plakları, besteleri ve eğlence yerlerindeki musikilerin repertuvarını şiddetle kontrol etmelidir. Yaklaşık 20 ay boyunca her türden Türk müziğinin de saklandığı radyoda program müdürlüğü yapan Ercüment Behzat Lav’ın nota dergisinin yarının beynel-minel Türk musikisinin temellerini atmak amacıyla açtığı ankete verdiği cevapta, herkesi meyhane ve caz musikisie karşı harbe çağırması, aynı mantığın resmi çevrelerde ne kadar yaygın olduğunun bir göstergesidir.

Last modified on Donnerstag, 14 Juli 2022 22:26
Aytürk

Avrupa Türkleri ile 2000 yılından beri beraberiz. Türk toplumunun gelişme sürecinden sürekli haberdar olmak için bizi takip edin...

https://www.alp-media.org