Aytürk

Aytürk

Avrupa Türkleri ile 2000 yılından beri beraberiz. Türk toplumunun gelişme sürecinden sürekli haberdar olmak için bizi takip edin...

Türkiye, dün yapılan günlük uçuş sayısıyla Avrupa'da ilk sıradaki yerini korudu.

Avrupa Hava Seyrüsefer Emniyeti Teşkilatının (EUROCONTROL) dünkü uçuş trafiği raporuna göre, ortalama 1340 uçuşla listenin ilk sırasındaki Türkiye'yi, 1211 uçuşla Fransa takip etti.

Listede üçüncü sırada 1165 uçuşla Almanya, dördüncü sırada 1073 uçuşla İspanya, beşinci sırada 895 uçuşla İngiltere, altıncı sırada 696 uçuşla İtalya yer aldı.

Rapora göre, Türkiye'nin çoğunluğu yurt içi olmak üzere günlük uçuş sayılarında genel olarak net bir artış gözlemlenirken Fransa, Almanya ve İsviçre'de ise bir önceki değerlendirmeye göre düşüş görüldü.

(AA)

Antalya Limanı işleticisi Ortadoğu Antalya Liman İşletmeleri AŞ'nin hisselerini devralan Katarlı QTerminals Yönetim Kurulu Başkanı Neville Robert Stansfield Bissett (sağda), şirketin üst yöneticileri ile Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Davut Çetin'i (ortada) ziyaret etti. Çetin, ziyarette yaptığı konuşmada, Antalya Limanı'nda yüksek fiyattan yakınan ihracatçı firmaların, yakın illerdeki limanlara yönelmek zorunda kaldığını bildirdi.
 
(AA)
Bakan Pakdemirli, Tarım ve Orman Bakanlığının kadın personeliyle bir araya geldi:
- "Benim sizlerden ricam, desteklerimizin ve projelerimizin daha çok kadına ulaşmasını sağlamanız ve böylece daha çok kadınımızın üretime ve istihdama katılmasını teşvik etmenizdir"
- "Bakanlığımızın yatırımcı rehberlerini, çalıştığınız il ve ilçelerdeki tarım-orman sektörüne yatırım yapmak isteyen ve bu potansiyelde olan kadınlarla paylaşmanızı istiyorum. Böylece girişimci kadınlarımızın, yapmak istedikleri yatırımlar için en azından bir yol haritasına ulaşmasını sağlayabiliriz"
 

ANKARA (AA) - Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Bakanlığının kadın personeline seslenerek, "Benim sizlerden ricam, desteklerimizin ve projelerimizin daha çok kadına ulaşmasını sağlamanız ve böylece daha çok kadınımızın üretime ve istihdama katılmasını teşvik etmenizdir." dedi. 

Pakdemirli, Orman Genel Müdürlüğü'nde düzenlenen "Tarım Ormanı Büyüten Kadınlar" programında, Bakanlığının kadın personeliyle bir araya geldi. Bakanlığın taşrada görev yapan kadın personeli de etkinliği çevrim içi olarak takip etti. 

Pakdemirli, kadınların, tarım gibi stratejik bir sektörün ana aktörü ve temel taşı olduğunu, tarımsal üretimin ve gıda güvencesinin de adeta teminatı niteliği taşıdığını söyledi. Tarladan sofraya kadar üretimin bütün süreçlerinde kadınların hakkı ve emeği olduğunu vurgulayan Pakdemirli, "Tarımın 'gizli mimarları' olan kadınlarımızı gündemin ilk sıralarına almalı, onları tarım ve hayatın birçok alanında daha belirgin kılmalıyız." diye konuştu.

Pakdemirli, kadınların, tarımsal üretim yanında, tarımın yönetiminde ve politikaların belirlenmesinde de ön planda olduğuna işaret ederek, şu değerlendirmede bulundu:

"Tarım ve orman sektörünün, kadınların enerjisine ve bakış açısına ihtiyacı var. Kadınların fikri ve duygusal katkısı, tarım ve orman sektörünün karar mekanizmalarında ne kadar çok olursa Bakanlığımız daha üretken, daha etkili ve daha başarılı bir konuma ulaşacaktır. O nedenle, Bakanlığımızın tarımsal üretimi doğrudan ilgilendiren en önemli birimlerini kadınlarımıza emanet ediyoruz." 

- "Bakanlığımız teşkilatında çok sayıda kadın yönetici var"

Pakdemirli, Bakanlığın ilk kadın Bakan Yardımcısının Ayşe Ayşin Işıkgece olduğunu anımsatarak, şu ifadeleri kullandı:

"Bakanlığımız merkez teşkilatında çok sayıda kadın yöneticimiz var. 1 genel müdür, 14 daire başkanı, 115 şube müdürü ve koordinatör kadınımız da görev yapmaktadır. Son 3 yılda merkez ve taşra teşkilatımızdaki kadın yönetici sayımızı yüzde 41 artırarak 321'e çıkardık. Bakanlığımız, bağlı ve ilgili kuruluşlarımızın taşra teşkilatlarında görev yapan personellerimizin 30 bine yakını kadınlardan oluşmaktadır. İnşallah daha çok kadınımızı bu makamlarda görmek, görevlendirmek, onların teknik bilgisinden, titiz yaklaşımından daha fazla faydalanmak istiyoruz."

Kırsaldaki kadınların kendini geliştirmesi, iş kurması ve istihdama katkı sağlaması için çok sayıda eğitim, destek ve hibe programları uyguladıklarını hatırlatan Pakdemirli, "Benim sizlerden ricam, bu desteklerimizin ve projelerimizin daha çok kadına ulaşmasını sağlamanız ve böylece daha çok kadınımızın üretime ve istihdama katılmasını teşvik etmenizdir. Kadın çiftçilerin eğitimi ve kendilerini geliştirmesi için çok sayıda projemiz ve faaliyetimiz devam ediyor. Bu eğitim çalışmalarında sizlere büyük görev düşüyor. Binlerce kadınımız kırsalda bizleri bekliyor." dedi. 

Geçen yıl faaliyete başlayan "Geleceğin Tarımı-Tarımın Geleceği Platformu" ile tarım-orman sektörüne yatırım yapmak isteyenlere davette bulunduklarını anımsatan Pakdemirli, şöyle devam etti:

"Bu kapsamda ürün bazında yatırımcı rehberleri hazırladık. Sizlerden bu rehberleri, çalıştığınız il ve ilçelerdeki tarım-orman sektörüne yatırım yapmak isteyen ve bu potansiyelde olan kadınlarla paylaşmanızı istiyorum. Böylece girişimci kadınlarımızın, yapmak istedikleri yatırımları için en azından bir yol haritasına ulaşmasını sağlayabiliriz." 

Pakdemirli, tarım sektöründeki büyümeye ve hasıla artışına işaret ederek, "İşte tüm bu güzel gelişmelerin arkasında üreticimizin alın teri ve sizlerin büyük gayreti var. İnşallah sizlerle beraber Türkiye, tarımda Avrupa'da lider, dünyada ilk 10 içindeki yerini sağlamlaştırarak yoluna devam edecektir." diye konuştu. 

Tarım sektöründe işin çok, yükün ağır ve sorumluluğun fazla olduğuna dikkati çeken Pakdemirli, şunları kaydetti:

"2020 yılında pandemi, bu görevimizin ne kadar ağır olduğunu çok iyi bir şekilde hatırlattı. Bu nedenle 2021'de, 2020'den daha çok çalışmamız gerekiyor. Tek gayemiz, gelecekteki muhtemel küresel imtihanlar karşısında, tarım-orman sektörümüzü, ülkemizin kalkınma hamlesinin lokomotifi yapmak. Bunun için de sizlere ihtiyacımız var. Ürünü, sermayeye dönüştürecek, kadını ve yöreyi kalkındıracak her türlü girişimi teşvik edin, sonra da muhakkak ama muhakkak takibini yapın. Bölgenizin bütün ürünlerinin yöre halkına gelir kapısı olmasını sağlamak için kafa kafaya verip çalışın, markalaşın, coğrafi işaret alın, aldırın. İşlerin doğru ve hızlı ilerlemesi için gerektiğinde inisiyatif alın."

- "Kadınlara fırsat eşitliği sağlanmalı"

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ayşe Ayşin Işıkgece de kadınlara değer vermenin geleceğe yapılan en büyük yatırım olduğunu belirterek, "Kadınlarımıza fırsat eşitliği sağlamak durumundayız. Güçlü kadın, güçlü aile, güçlü toplum, güçlü ülke demek. Avrupa'nın en büyük tarımsal üretimini sağlamada kadınların payı yadsınamaz. Tarımdaki istihdamın yüzde 41'ini kadınlar oluşturuyor. Üst yönetici pozisyonlardaki temsil sayımız yeterli değil. Burada da güç bizim elimizde." ifadelerini kullandı.

Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Aylin Çağlayan Özcan da kadınların iş yaşamında adil koşullara tabi olduklarında, bunu sektörlere büyük kazanım olarak dönüştürdüklerini belirterek, kadınların karar alma mekanizmalarında daha fazla bulunmalarıyla çok daha başarılı bir dünyaya ulaşılacağını bildirdi.

AA

MediaMarkt Türkiye Operasyondan Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Hulusi Acar: "Antalya'ya ilk mağazamızı 2011 yılında açtık. Şehrin potansiyeli üzerine yatırımlarımıza ara vermedik. Bugün Antalya'nın en işlek AVM'lerinden 5M Migros'ta 4'üncü mağazamızı açmanın mutluluğunu yaşıyoruz"
 
MediaMarkt, Antalya'daki 4'üncü mağazasını 5M Migros AVM içerisinde açtı.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, 50 bine yakın ürünün satışa çıktığı mağazayı ziyaret eden tüketiciler açılışa özel yüzde 50'ye varan indirimlerden de yararlandı.

Dijital satışlarını dört kat artıran, salgın süresince açtığı 3 yeni mağaza ile toplam mağaza sayısını da 80'e çıkaran MediaMarkt Türkiye, 2021 yılına da yeni mağaza yatırımlarıyla giriyor. Bu yıl 4 yeni ile girip 10 yeni mağaza açmaya hazırlanan markanın ilk yatırımı Antalya'ya oldu. 5M Migros AVM içerisinde açılan yeni mağazayla birlikte Antalya'da toplam 4 Türkiye'de ise 81 mağazaya ulaşan MediaMarkt Türkiye, bu mağaza açılışına özel Perşembe ve Cuma günleri seçilmiş ürünlerde yüzde 50'ye varan indirimler uyguladı.

Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen MediaMarkt Türkiye Operasyondan Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Hulusi Acar, "Antalya'ya ilk mağazamızı 2011 yılında açtık. Şehrin potansiyeli üzerine yatırımlarımıza ara vermedik. Bugün Antalya'nın en işlek AVM'lerinden 5M Migros'ta 4'üncü mağazamızı açmanın mutluluğunu yaşıyoruz" dedi.

Türkiye'nin en çok tercih edilen çok kanallı elektronik perakendecisi olma vizyonu doğrultusunda tüm yatırım ve çalışmaları, müşteri beklentilerine ve ihtiyaçlarına göre planladıklarını dile getiren Acar, "Müşterilerimizi teknolojinin her çeşidi ile bir araya getirmek için fiziksel mağazalarımızda 50 bine varan ürünü tercihlerine sunuyoruz. Üstelik, bu çeşitliliği sadece fiziksel mağazalarımızda değil online satış kanalımız üzerinden de sağlamak için, 9 binden fazla ürün çeşidini barındıran mediamarkt.com.tr ile 7/24 hizmet veriyoruz." ifadelerini kullandı.

(AA)

İtalya Ekonomi ve Maliye Bakanı Daniele Franco: "Küresel zorluklar karşısında koordinasyona ihtiyaç var"
 
G20 Ekonomi ve Maliye Bakanları ile Merkez Bankası Başkanları, yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) sebep olduğu sağlık krizi ve ekonomik krize karşı küresel iş birliği çağrısı yaptı. 

G20 ülkelerinin Ekonomi ve Maliye Bakanları ile Merkez Bankası Başkanları, G20 Dönem Başkanı İtalya'nın ev sahipliğinde video konferans yöntemiyle ilk toplantılarını gerçekleştirdi.

Kovid-19'un yol açtığı sağlık krizi ve ekonomik krizden hızlı şekilde çıkışın görüşüldüğü toplantının ardından, İtalya Ekonomi ve Maliye Bakanı Daniele Franco basın toplantısı düzenledi.

Franco, verimli bir toplantı yaptıklarını, "çok taraflılık" yaklaşımının desteklendiğini ifade etti.

G20'den mevkidaşlarıyla ilk oturumda, salgın sonrasında güçlü ve sağlam toparlanma için küresel ekonomi ve politikalara odaklandıklarını belirten Franco, "İyileşme kırılgan. Küresel zorluklar karşısında koordinasyona ihtiyaç var." dedi.

Şimdiye kadar ekonomileri ayakta tutmak için benzeri görülmemiş çabalar gösterilse de ekonomik koşulların zorlu olmaya devam ettiğini dile getiren Franco, ekonomileri yeniden başlatmaya gerek olup olmadığını görmek için bu durumu izlemeleri gerektiğini söyledi.

"Pandemi, hem ülkelerin içinde hem de ülkeler arasındaki eşitsizlikleri genişletti." diyen İtalyan bakan, "en çok acı çekenler" olarak tanımladığı kadınların ve gençlerin ihtiyaçlarını ele almaya başlayarak bunun hızla bir an önce tersine çevrilmesi gerektiğini kaydetti.

Daniele Franco, G20 olarak bazı Afrika ülkelerinin Kovid-19 aşılamasında geride kalmasının yarattığı riskten derin endişe duyduklarını ifade etti.

Franco, G20 bakanlarının bu toplantıyı, daha yeşil, daha kapsayıcı ve daha eşitlikçi bir kalkınma modeli tasarlama fırsatı olarak gördüğünü söyledi.

- Dijital şirketlerin vergilendirilmesi konusu

İnternet üzerinden hizmet veren büyük dijital şirketlerin vergilendirilmesi konusunun da toplantıda değerlendirildiğini aktaran Franco, pek çok ülkenin, çok uluslu internet şirketlerinin asgari oranda vergilendirilmesine yönelik küresel bir anlaşmadan yana olduklarını ancak bu noktada "şeytanın ayrıntılarda belli olacağını" ifade etti.

ABD'nin dijital vergilere yönelik açılımının önemli olduğunu vurgulayan Franco, "Dijital vergilerle ilgili olarak küresel bir anlaşma için 2021 ortası belirlenmişti. Temmuzda Venedik'te yapacağımız toplantıda bir anlaşma yapmayı ümit ediyoruz. Bunun çok önemli yansımaları olur." diye konuştu.

G20 İtalya Dönem Başkanlığının toplantıya ilişkin yazılı açıklamasında da "Üyeler, ortak öncelikler ve çok taraflı bir yaklaşımdan başlayarak mevcut küresel zorlukları ele almak için uluslararası koordinasyonu güçlendirme üzerinde hemfikirler." ifadesi kullanıldı.

(AA)

Avrupa’da iyi bilgilenmedikleri için hak kaybına en fazla uğrayan millet hangisidir diye bir araştırma yapılsa kesinlikle cevap “Türkler” olur. 72 milletin olduğu bir kıtada en büyük göçmen grubu olarak hak kaybında biz neden öndeyiz diye araştırırken yolumuz bir isimsiz kahramana düştü. Yolda yürürken “Evet Ayşe teyze”, “Tamam Osman amca“, “Kardeş, tam saat 12’de buluşalım” veya “Delikanlım lütfen bir dinlermisin” diye yalvaran ve yolda yürürken bile dertlere derman olmaya çalışan Konyalı Sait Özcan’ı 2 saat oturtup konuşabilmek için zar zor randevu yaptık. Her anı dolu, her saatinde iyilik dağıtan, adeta adı konulmamış bir gönüllü sosyal danışman ve Almanya Türkleri’nin Sait Abisi idi. Üçbeş kelime konuşunca “İyiki böyle insanlarımızda var aramızda“ diyeceğiniz Özcan’ın bilinmeyen yönlerini hem üzülüp, hem de takdir ederek öğrendik. Türk Göçünün 60. yılı seçilebilecek bir örnek karekter sahibi Sayın Özcan ile olan söyleşimizi sizinle paylaşıyoruz...
 
Soru:
Sizi Hürriyet okuyucuları nasıl tanısın Sait Bey? dedik ve hemen özür dileyerek çalan telefona bakabilirmiyim işareti yaptı. Anlaşılan bir gence uyuşturucu konusunda nasihat etmesi gerekiyordu.
Sait Özcan:
Herkesin kafasında değişik bir tanıtım vardır. Ama yardımseverliğimden dolayı genelde “Sait Abi” derler.
 
Soru:
Neden Sait Abi?
Sait Özcan:
Gönüllere girebilmektir abilik kültürümüzde. Bir derde derman, bir yaraya merhem olmaktır. Beni abi yapın demekle olacak birşey değildir bu. Yardım edip yara sarmak ve Yunus’un tarif ettiği gibi insan olmak, insanın kendini bilmesi gerektir öncelikle.
 
Soru:
Anlaşılan bir yanlışın peşine veya bir problemin çözümüne takıldığınızda inadına asılıyorsunuz sonuç alana kadar?
Sait Özcan:
İşin özü budur işte. Benzer tarifi yaparlar bana zaman zaman. Ancak ben insanımızın gözündeki mutluluğu gördükçe daha çok motive oluyorum.
 
Soru:
Kaç yıldır Sosyo-kültürel sonunlar ile uğraşıyorsunuz?
Sait Özcan:
Bu yıl Almanya’da 36. yılım. Sanırım ilk aylardan itibaren amcaların mektuplarını okumaya başladım. Bir anda adımız, “İhtiyar amcalara yardım eden Konyalı Genç” olarak anılmaya başladı. Sadece mektup okumuyor, aynı zamanda bizim insanımızın hangi alanda problemlerinin yumaklandığını da farketmeye başladım.
 
Soru:
Hangi alanda zayıf bizimkiler?
Sait Özcan:
Öncelikle eğitim seviyemiz çok düşük. Eğitim herşeyi vermez sana ama, neyi istiyorsan oraya götürür. Veya senin ilgin hangi yöne ise sen farkında olmadan, zaten o yöne yönelirsin aldığın eğitim ile. Bir çok insanımızda temel eğitim eksikliği var.
 
Soru:
Almanya gibi bir ülkede giderilmesi zor mu bu eğitim eksikliği sorunu?
Sait Özcan:
Tabiki imkan çok burada ama, bazı konular şurada konuştumuz gibi pek de kolay değil. Zaman, teşvik, motive ve yol göstermek gerek insanımıza. Bazıları ileri yaşta, bir çoğunda ise temel bilgi eksikliği var. Ama ne olursa olsun bu insanlarımız “sahipsizlik “ duygusuna asla kapılmamalı. Bir el uzatan, bir yardım eden “Nasılsın Amca” diyen biri olmalı. İnanın sadece pandemi öncesi uzatıp merhabalaştığım birinci neslin bir bakışı varki anlatamam. Merhamet duygumuz biterse biz bitmişiz demektir. Gönül kazanmak onları öyle rahatlatıyorki.
 
Soru:
Sizi ilk tanıyanların tepkisini merak ettim?
Sait Özcan:
Anlıyorum sizi, herşey maalesef maddiyat ile ölçülür oldu. “Acaba bir karşılık istemek için mi yapıyorsun” bunu der gibi bakıyorlar. Ama beni tanıyınca öyle içten teşekkürleri varki.
 
Soru:
Bu sosyal işler zamanınızı alıyor ama?
Sait Özcan:
Şükür yürüyen bir işimiz var. Ama para kazandığımdan daha çok ben gönül kazanırken mutlu oluyorum. Yardım ettiğim kim? dedelerimiz, babalarımız veya bir şekilde bu gün yalnızlaşarak bir konuda desteğe muhtaç hale gelenler.
 
Soru:
Sanıyorum Almanya’da yerel makamların, eğitim camiasının, belediyelerin bu bağlamda bilgilendirme yardımları var?
Sait Özcan:
Elbette, ama bizim insanımıza ulaşan resmi eller “Hep o değilden ve yapılmış desinler“ şeklinde proğramlanmış. Hayat istatistiklerden ibaret değil. Bizimkilerin nasıl bilgilendiğine bir örnek vereyim eskiye giderek. Almanya’da yıl sonunda vergi denkleştirme diye bir form doldurursun. İşverenler değil, normal çalışanlar için. Bu formu bir muhasebe bürosunda dolduranlar devletten 1.000 ile 2.500 Mark arası para alır. Kaç yılında başladı Almanya’ya Türk göçü? 1961’de. Türklerin vergi denkleştirme konusunda ilk defa kaç yılında bilgilendirildiğini tahmin ediyorsunuz?
 
Soru:
Kaç yılında?
Sait Özcan:
1966 yılında bütün vatandaşlarımızın vergi denkleştirmesini mutlaka yapması ve bu konunun önemli olduğu belirtiliyor.
 
Soru:
Bu ne demek?
Sait Özcan:
Şu demek, 5 yıl boyunca bizimkiler bu vergi denkleştirmesini yapmamış. 1966 yılında bizimkilerin Almanya’daki nüfusu 550.000’i aşmış durumda idi. O zaman çocuklar ve eşler de olmadığı için tamamı çalışan işçi durumunda. Almanya’ya hediye edilen para en basit hesapla ....... milyar Alman Markı idi. Buna sebep ne biliyormusunuz?
 
Soru:
Bilemiyorum?
Sait Özcan:
Bunun sebebi vatandaşclarımızın bilgilendirilmemesidir. İş arkadaşı Hans vergi denkleştirmesi yaparken Hasan’ın bundan haberi yok. İnsanımızın ve devletimizin kaybını görebiliyormusunuz. Bütün bunlar Almanya’ya gönderdiğimiz insanlarımız ile ilgilenmemektir. Sorun zihniyet meselesi.
 
Soru:
Ama şimdi öyle değil, vatandaşımız bilgilendiriliyor?
Sait Özcan:
Lütfen yani, aradan 60 yıl geçmiş hala mı bilgilendirilmesin. Şu an zaten anlattığım dönem kadar ihtiyaç ta yok. Ama sorun Almanya’ya gönderilen insanların sadece dövizi ile ilgilenen bir zihniyet var Türkiye tarafında. Buradaki vatandaş ile 1974 yılına kadar kimse bana yeteri kadar ilgilenildi demesin.
 
Soru:
Sosyal sorunlar her dönemde vardı ve gelecekte de var olacaktır ama. Pekiyi Alman devleti neden bilgilendirmedi?
Sait Özcan:
Doğru, katılıyorum, sosyal sorunlar hep vardır ama, devlet babadır ve her dönemde insanını sadece bilgilendirme değil, uyarması da gerekli. 70’li yılların ortasında bir işçi şirketleri konusu vardı. 80’li yıllarda bankerler başladı. 90’lı yıllarda ise holdinglerin ağır bombardımanı ile karşılaştı Almanya Türkleri. Her 10 yılda bir tırpanlandı ekonomik anlamda. Bunun hesabını kimse sormayınca vatandaş kabuğuna çekildi. Son sorunuzun cevabını vereyim, 60’lı yılların Almanyası senin vatandaşını neden bilgilendirsinki.
 
Soru:
Sosyo-kültürel olarak vatandaşımızı fahri anlamda bilgilendirmeniz çok güzel, ama bir Çin atasözü gibi balık tutmayı öğretmek gerek değilmi?
Sait Özcan:
Ben bir bireyim ve gücüm kadar uğraşabilirim. Ama bana ne demediğim için kendimce mutluluk duyarım. Camiye, maça veya düğüne gittiğimde bir kalabalıktan 15-20 kişi teşekkür ederek Allah razı olsun diyorsa bu birşeylerin karşılığıdır. İnsanımızın engin hissiyatı ve öngörüsü vardır, yani vefalıdır. Benim yaptığımı herkes yapmalıdır.
 
Soru:
Bu şekilde insanımıza yardım eden başka kimse yokmu?
Sait Özcan:
Tabiki vardır ama, inşallah daha da artar. Hiç bir insanımızın hakkı ve hukuku kaybolmasın, hiçbirisi yalnız kalmasın.
 
Soru:
Son günlerde isminiz oldukça gündemde. Hatta Almanya dışındaki Türkler bile sizi sosyal medyada sizinle ilgili hep olumlu anlamda görüş belirtenler oldu. Biraz bilgi verirmisiniz?
Sait Özcan:
Finansal bilgilendirme yasası konusunda vatandaşa çok geç ve eksik bir bilgilendirme yapıldı. Yasa doğru, ama benim vatandaşım buradan ne kadar etkilenir bu bağlamda bir bilgilendirme yapılmadı. Yetkililerin çıkıp şu tarihte yürürlüğe girecek ve şöyle olacak demesi bilgilendirme değildir. Bir dakika yahu dedik, siz bu insanların aklı ile mi oynuyorsunuz. Şimdi açıkça en geç bu yasa 3 yıl sonra yürürlüğe kesin olarak girecek dersen anlarım. Ama bu bağlamda açıklama ve uyarılarımızı farkedince tarih ileriye atıldı. Sanıyorum korona pandemisinden de etkilendi.
 
Soru:
Son yıllarda sizi Türklerin yaşadığı diğer ülkelerde de örnek alan vatandaşlarımız var. Bunu neye bağlıyorsunuz?
Sait Özcan:
Bizim insanımız hakikaten yalnızlığını gidermek istiyor. Beni Belçika, Hollanda ve Fransa’dan arayıp, “Sait Abi senin açıklamalarını kopyalayıp vatandaşımıza dağıtabilirmiyim diyenler var. İnsanımın faydasına ise evet diyorum ve arkadaşımız memnun oluyor.
 
Soru:
Açıklamalarınızda KONAD adını kullanıyorsunuz. Bizi biraz bilgilendirirmisiniz?
Sait Özcan:
Düşünen insaların biraraya geldiği bir topluluğuz. Beyin fırtınaları yaparak “Nerede problemi var bizim insanımızın” diyerek düşünce toplantıları yapıyoruz. Hangi problemin üzerine nasıl gidelim, insanımız nerde yalnız ve güçsüz kalıyor. Bunları değerlendiriyoruz. Sosyal anlamda araştıran ve yeri geldiğinde siyaseti “Sorunların çözümü” için bilgilendiren bir kuruluşuz. Bazı arkadaşlar uzaklardan arayıp size üye olalım diyorlar. Bizde üyelik yok deyince şaşırıyor. Gönül insanı bağlayıcı olmaz. 1995 yılından beri arkadaşlarımız ile toplanıp sorunlarımıza çözüm aradığımız bir çatıdır. Siyasi yönü olmayan, işadamı, akademisyen, gazeteci, öğretmen gibi çeşitli mesleklerden arkadaşların bizim insanımızın lehine çalışmalar yapan bir kuruluşuz. Aramızda Alman dost ve arkadaşlarımız da var. İnsanlara yardım anlamında gerçekten çok renkliyiz.
 
Soru:
Siyasetçiler ile aranız nasıl. Sonuçta fikri olan insanlardan siyaset çok çekinir?
Sait Özan:
Hastalık şurada diyerek çözüm önerileri ile birlikte iletiyorum. Siyasetçiler bize (gülerek) seçim zamanı çok gelirler ama, çok azı verdiği sözün arkasında kalır. Hem Türk, hem de Alman siyaseti böyledir. Şurada, şu ve şöyle problemler var deriz. Nerde ise her rengi gelir Alman siyasetinin bize. Bizim için de çok iyi bir durum tabi. Sonuçta sorunlarımıza çözüm için biz onların kapısını aşındırana kadar adam ayağımıza geliyor.
 
Soru:
Vatandaşlarımız oy kullanmaya başladıktan sonra sanırım Türkiye siyasetini de Almanya Türkleri’nin sorunları konusunda bilgilendiriyorsunuzdur?
Sait Özcan:
Tabiki Türkiye ile ilgili konuları Türk siyasetinden, buradaki sorunları da yerel Alman siyasetinden çözmesini isteriz. Bu bizim hakkımızdır ve bunu yüksek sesle ve açıkça dile getiririz. Hak istenmezse verilmediğini çok iyi biliriz. Siyaset benim dışımda ama, sorunların çözümü için önemli bir araçtır. Bizler sorunlarımız için siyasetin kapısını zorlamaz isek hedefe ulaşamayız. Bir toplum önderimizin bir güzel sözü var, “Birileri köprü olmaya razı olmazsa, kıyamete kadar suyun bu tarafında bekleriz” Benim köprülerden biri olmaya razı olduğumu insanımız çok iyi biliyor. Yaşadığım sürece sosyal çalışmalarda bulunmaya devam edeceğim. Bunu sosyal sorumluluğumun gereği olarak addediyorum.
 
Soru:
Siz hakikaten Sait Abisiniz, bu sohbet bana bunu öğretti.
Sait Özcan:
Teşekkür ediyorum, hani deriz ya, Avrupa’da lobi olalım. Ben bunu hayal edebiliyorum. Gün gelecek Türkiye Avrupa’da daha iyi kabul görecek ve Almanya ile çok daha iyi ilişkilerimiz olacak. Geleceğin dostluklarının temelini bugünden atıyoruz. Ben sadece ekini ekip fidanı yeşertiyorum. Hem Türk-Alman ilişkilerine katkı sağlayacak, hem de bizim insanımızın yaşam standartlarının çok daha yukarılara çıkmasına gayret edeceğiz.
 
Soru:
Sizi tebrik ediyorum.
Sait Özcan:
Ben de size teşekkür ediyorum.

In der Pandemiezeit flexibel bleiben: Zwar ist der Airport Nürnberg nach wie vor 24 Stunden am Tag geöffnet, um die Menschen und die Wirtschaft in der Metropolregion Nürnberg zu versorgen. Wegen des geringen Flugaufkommens sind aber viele Mitarbeiterinnen und Mitarbeiter derzeit ohne Beschäftigung. Während einige Kollegen der Flugzeugabfertigung die verkehrsarme Zeit nutzen, um beispielsweise bei Malerarbeiten zu helfen, sind andere beim Nürnberger Gesundheitsamt aktiv, um dort zu unterstützen.

Statt Koffer aufs Gepäckband zu wuchten oder Ladepläne zu erstellen, arbeiten Mitarbeiterinnen und Mitarbeiter des Flughafens seit zwei Monaten beim Gesundheitsamt Nürnberg und unterstützen das Corona-Team. Dort arbeiten verschiedene Teams an unterschiedlichen Aufgaben. Einige halten telefonisch Kontakt zu Infizierten, andere Kollegen ermitteln Kontaktpersonen und betreuen sie. Die Airport-Abordnung ist für das Bescheinigungsmanagement zuständig, stellt also positiv Getesteten und Kontaktpersonen eine Bestätigung der Quarantäne aus. „Die neuen Aufgabenfelder sind eine sinnvolle Herausforderung“, so die einhellige Meinung.
 
Vom Flugfeld aufs Malergerüst: Kollegen der Flugzeugabfertigung unterstützen derzeit Malermeister Dieter Cerbin dabei, das Cargo Center zu renovieren. Gewöhnlich werden umfangreiche Malerarbeiten an Fremdfirmen vergeben, da sie für das eigene Personal nicht leistbar wären. Anders in Corona-Zeiten, in denen die eigentlichen Tätigkeiten ruhen. Ralf Dorn, sonst auf dem Flugfeld unterwegs, freut sich, dass er helfen kann. Die Nachfrage nach weiteren Malerarbeiten ist groß, doch lieber wäre es Dorn, „wenn es mit den Flügen endlich wieder richtig losgeht".

Uluslararası Demokratlar Birliğinin (UID) 7. Olağan Genel Kurulunda Köksal Kuş genel başkan seçildi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Efkan Ala ile Köln Başkonsolosu Turhan Kaya'nın internet üzerinden video konferans yöntemiyle bağlandığı genel kurulda, AK Parti İstanbul Milletvekili Zafer Sırakaya başkanlığındaki seçim kurulu Almanya'nın Köln kentinde bulunan UID Genel Merkezi'nde hazır bulundu.
 
Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını önlemleri çerçevesinde delegeler oylarını internet üzerinden kullandı. Seçim sonucu Köksal Kuş, UID'ın yeni genel başkanı oldu. Genel kurulda, Kuş, görevi Bülent Bilgi'den devraldı.
 
Köksal Kuş, seçim sonrası yaptığı konuşmada, Kovid-19 salgını devam ederken hizmetlerin kesintiye uğramaması için kongreyi çevrim içi düzenlediklerini söyledi.
 
2004 yılında kurulan Avrupalı Türk Demokratlar Birliğinin (UETD), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın iradesiyle, tüm dünyadan gelen taleplere cevap verebilmek için 2018'de Uluslararası Demokratlar Birliği (UID) ismini aldığını hatırlatan Kuş, "Bu 17 yıl içinde, genel merkezde, bölgelerde ve şubelerde görev almış başkan ve yönetim kurulu üyelerine teşekkür ediyorum. UID'in tüm varlığı ile yurt dışında yaşayan insanımıza, önüldaşlarımıza ve tüm insanlığa bundan sonra da en üst düzeyde katkı sağlayacağını belirtmek istiyorum." dedi.

“Soğuk Bir Günde, Sıcak Bir Yardım” sloganıyla bir araya gelen DİTİB’li gençler sokakta yaşayan ihtiyaç sahiplerine battaniye ve kumanya yardımında bulundu.

Essen DİTİB Eyalet Bölge Gençlik Birliği, pandemi süreci ve soğuk hava koşullarının etkili olduğu kış ayında sokakta yaşayan ihtiyaç sahiplerine “Soğuk Bir Günde, Sıcak Bir Yardım” sloganıyla yardım kampanyası başlattı.
 
Essen DİTİB Eyalet Bölge Gençlik Birliği gençler arasında toplayarak hazırladıkları yardım paketleri, Essen ve Dortmund şehirlerinde sokakta yaşayan 50’ye yakın ihtiyaç sahibine dağıtıldı.
 
Battaniye, hazır makarna ve çorba, çikolata, çay, su, mevye suyu, eldiven ve termo bardaktan oluşan yardım paketlerini, DİTİB’li gençler ihtiyaç sahiplerine bizzat kendileri teslim etti.
 
 
 
Komşusu açken, tok yatan bizden değildir
Farkındalığın artması ve iyiliklerin çoğalması amacıyla bu kampanyayı başlattıklarını ifade eden Essen DİTİB Eyalet Bölge Gençlik Birliği başkanı Sefa Ateş, “Üçüncü nesil geçler olarak burada doğduk, burada büyüdük. Bu toplumun parçasıyız. 'Komşusu açken, tok yatan bizden değildir' diyen peygamberimizin ümmeti olarak, komşu hakkı ve paylaşım anlayışıyla yola çıktık. Yaşadığımız toplumda ihtiyaç sahibi insanların bir değer olduğunu gösterdik. ‘Soğuk Bir Günde, Sıcak Bir Yardım’ sloganıyla düzenlediğimiz kampanya ile bu soğuk kış gününde onların üzerlerini örtmek, bir farkındalık oluşturmak istedik” dedi.
Bu faaliyeti sadece bir kampanya olmaktan ziyade maneviyatı yükselten bir eylem olduğunu söyleyen Essen DİTİB Eyalet Bölge Gençlik Birliği başkan yardımcısı Seher Doğan da, “İlk başta olan önyargılarımda haksız olduğumun bir ispatıydı. Çok samimi insanlarla karşılaştık. Bazıları ise, daha muhtaç sahibi olanlar var diye, yardımımızı kabul etmediler. Bu cümleler ruhumu ısıttı ve ne kadar bencil olduğumuzu bana hatırlattı. Çok daha fazlasına sahip olduğumuz halde, daha fazlası için çabaladığımızı bir kez daha anlamış oldum. Benim ve arkadaşlarımın ziyadesiyle maneviyatını yükselten bir kampanya oldu.” ifadelerini kullandı.
 
 
 
 
Evaluation: Wie zufrieden sind Rückkehrende mit StarthilfePlus?
 
Rückkehrmaßnahmen auf ihre Wirksamkeit zu überprüfen, stellt alle Beteiligten vor große Herausforderungen: Denn nach erfolgter Ausreise ist in der Regel kein Austausch mit den Rückgekehrten möglich. Bei der Konzeptionierung des Rückkehrförderprogramms StarthilfePlus wurde diesem Umstand von Anfang an Rechnung getragen und eine wissenschaftliche Evaluation inkludiert.
 
In der ersten wissenschaftlichen Begleitstudie "Geförderte Rückkehr aus Deutschland: Motive und Reintegration" haben das Bundesamt für Migration und Flüchtlinge (BAMF) und die Internationale Organisation für Migration (IOM) erstmalig in einem gemeinsamen Forschungsvorhaben Rückkehrmotive, die Wahrnehmung des Programms und die Reintegration untersucht. Mehr als 80 Prozent der befragten Rückkehrenden aus Deutschland gaben an, mit der erhaltenen Unterstützung zufrieden zu sein. Zum Abschluss der Dossierreihe stellen die drei Autorinnen und Autoren der Studie die zentralen Evaluationsergebnisse und weitere wissenschaftliche Schritte in einem Videobeitrag vor.
 
Vor dem Hintergrund der hohen Zahl ausreisepflichtiger Personen hat die Bundesregierung im Jahr 2017 das Rückkehrförderprogramm StarthilfePlus eingeführt. Das Programm wird im Auftrag des Bundesministeriums des Innern, für Bau und Heimat (BMI) durch das Bundesamt für Migration und Flüchtlinge (BAMF) finanziert und gesteuert und durch die Internationale Organisation für Migration (IOM) umgesetzt. Ziel ist es, Migrantinnen und Migranten aus mehr als 40 Herkunftsländern, darunter Ausreisepflichtige sowie Personen mit sehr geringen Aussichten auf einen asylrechtlichen Schutzstatus, zusätzlich zur Förderung durch REAG/GARP bei der Reintegration zu unterstützen.
 
Das Forschungszentrum des BAMF und IOM begleiten StarthilfePlus mittels eines mehrjährigen Forschungsvorhabens. Im Rahmen dieser ersten Kooperation zwischen der IOM und dem BAMF wurden Mittel aus dem Programm StarthilfePlus durch das BAMF bereitgestellt. In der ersten, im November 2019 vorgelegten Studie wurde untersucht, wie Rückkehrende, die zwischen dem Programmstart am 1. Februar 2017 und dem 19. April 2018 ausgereist sind, das Programm wahrnehmen und welche Bedeutung die Förderleistungen für Rückkehrentscheidung und Reintegration haben. Dazu wurden Angaben von 1.339 Personen ausgewertet, die Unterstützung durch StarthilfePlus in insgesamt elf Ländern, darunter Irak, Afghanistan und Iran, erhalten haben.
 
Text u. Bildquelle: www.bamf.de