Aytürk

Aytürk

Avrupa Türkleri ile 2000 yılından beri beraberiz. Türk toplumunun gelişme sürecinden sürekli haberdar olmak için bizi takip edin...

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan yurt dışında yaşayan emekli Türk vatandaşlarına müjdeler vermişti. 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yurt dışında yaşayan vatandaşlar için sosyal medya hesabından 14 Mayıs 2023 yılında milletvekilliği ve Cumhurbaşkanlığı seçimler arefesinde yapmış olduğu konuşmasında, 
Madde madde yapılacak olan projeleri paylaşarak,Avrupalı Türklere 14 Mayıs seçimlerine ilişkin de çağrıda bulunmuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan mesajında şu ifadeleri kullandı;
 
Yurt dışında yaşayan aziz vatandaşlarım... 
 
Önceki iktidar sahipleri yıllarca sizleri görmezden geldi, sadece döviz ihtiyacı olduğunda sizi hatırladı. Biz ise her sıkıntınızda yanınızda olduk, pek çok sorununuzu çözdük, haklarınızı teslim ettik.
 
 
Peki bundan sonra ne yapacağız?
 
* TOKİ vasıtasıyla sizler için özel konut projeleri üreteceğiz.
 
* Aile ataşeliklerimizin ve gezici konsolosluk hizmetlerimizin sayısını arttıracağız.
 
* Yurt dışında yetişmiş nitelikli beyinlerin ülkemizde istihdam edilmelerini sağlayacağız.
 
* Parlamentoda sizlerin temsiline ağırlık verecek, taleplerinizin karşılanmasını temin edeceğiz.
 *Yurt dışı borçlanması yoluyla emekli olanlara yurt dışında tam zamanlı çalışma hakkı tanıyacağız.
 
*Mobil cihazların Türkiye’de kayıtsız kullanım sürelerini sizler için 180 güne çıkartacağız.
 
 
*Yurt dışından emekli vatandaşların yabancı plakalı taşıtları Türkiye'de 4 yıl kalabilecek
 
* Türkiye’ye getirdiğiniz araçların tekrar girişi için, yurt dışında kalma şartını 30 güne düşüreceğiz.
 
 
* Askerlik yapanların ikili anlaşmalar çerçevesinde vatani görevlerinin Türkiye’de de tanınmasını sağlayacağız.
 
* Yurt dışında yaşayan 10 bin gencimizi her yıl ülkemize getireceğiz.
 
 
"SAHİP ÇIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ"
 
Ülkemizin dünyadaki temsilcisi olarak gördüğümüz siz kıymetli vatandaşlarımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz.
 
Biriz, iriyiz, diriyiz. Sizlerle birlikte Türkiye’yiz. Türkiye Yüzyılı’nı inşallah “Güçlü Türkiye Güçlü Diaspora” şiarıyla beraber inşa edeceğiz. Bunun için, sizlerden sandıklara koşmanızı, 14 Mayıs’ta yine bir destan yazmanızı bekliyorum.” demişti.
 
 
Avrupalı Türkler imza topladı 
 
Seçimler üzerinden bir yıl geçti. Cumhurbaşkanımızın vermiş olduğu bu sözlerin uygulanmasını istiyoruz diyen 55 yıllık gurbetçi emekli olan Yozgatlı Bünyamin Koçak gazeteci Dogan Tufan’a konuştu;
Yurtdışında yaşayan emekliler olarak  260’ imzalı dilekçemizi Gümrük ve Ticaret Bakanlığına gönderdik.
Bizler Yurtdışında yaşayan emekliler olarak 01/01/2024  tarihinden sonra 4 yıl araçlarını ülkemize bırakabilsenize müsade edildi.
Ancak anlayamadığımız, acıklanmayan husus. Türkiye’mizde Türk plakalı araçlar iki yılda (TüvTürk)bir fennî muayeneden geçiyor. Avrupa plakalı araçlar hangi ülkeye bağlıysa o ülkeden iki yıllık fenni muayenesinden geçmesi gerekir.
Yurtdışından emekli olmuş olan vatandaşlar olarak Türkiye’mize getirdiğimiz araçlarımızı Ülkemizde TÜVTÜRKDEN  muayene yapabilecekmiyiz diye soruyor ve şöyle devam ediyorlar; Cumhurbaşkanımız bize dört yıllık araçlarımızı getirmemize imkan tanıdı ama bu TÜV konusunda bir gelişme yok. Dört yıl sonra dönüşlerimizde Avrupa Birliği ülkeleri tarafından muayenesiz araç kullandığımızdan dolayı araçlarımıza cezalar yazılır trafikden men edilir. Vatandaşlarımız çok mağdur olur.”
 
Yurtdışında bir ömür geçirmiş emekli olmuş bizler için bir defaya mahsus özel araçlarımızı gümrüksüz getirmemize izin verilmesini bu mağduriyetlerimize son verilmesini Cumhurbaşkanımızdan istediler.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

Eröffnet wird das breite Repertoire an Lesungen des Literatur Live Programms in der Stadtbücherei mit Judith Hermann am 21. März 2024.

Die renommierte Autorin besucht mit ihrem neuen Buch “Wir hätten uns alles gesagt“ die Stadtbücherei Würzburg.

 

Im September 1998 erschien ein Buch, das die literarische Landschaft verändern sollte: „Sommerhaus, später“, das Debüt von Judith Hermann hat eine ganze Generation von Leserinnen geprägt und über Jahre begleitet.

In ihren Frankfurter Poetikvorlesungen die in Buchform als „Wir hätten uns alles gesagt“ erschienen sind, tauchen die Motive von „Sommerhaus, später“ in einem ganz neuen Zusammenhang wieder auf. Die Autorin offenbart uns hier unerwartet Privates und gibt einen sehr persönlichen Einblick in die schöpferische Kraft des Erzählens:  Eine Kindheit in unkonventionellen Verhältnissen, das geteilte Berlin, Familienbande und Wahlverwandtschaften, lange, glückliche Sommer am Meer…

 

Für Menschen mit Hörgeräten steht eine induktive Höranlage zur Verfügung. Bei Interesse an der Abendkasse melden.

In der jüngsten Mitgliederversammlung des Berufsverbands City- und Stadtmarketing Bayern AKCS wurde Klaus Stieringer, Geschäftsführer des Stadtmarketings Bamberg, einstimmig als Präsident des Berufsverbandes City- und Stadtmarketing Bayern (AKCS) bestätigt. Christiane Kickum, geschäftsführende Vorsitzende der City Initiative Donauwörth, bleibt Landesgeschäftsführerin des Vereins. Als Vizepräsident wurde Wolfgang Weier, Geschäftsführer des Stadtmarketings „Würzburg macht Spaß“, in seine 3. Amtszeit gewählt und neu als weiterer Vertreter Sebastian Macht, Vorsitzender MAKnetisch e.V. aus Marktredwitz, benannt. Das Präsidium des AKCS besteht weiterhin aus: Thomas Most (Schatzmeister / Kitzingen), Hans-Peter Weiß (Beisitzer / Traunstein) und Steffen Hofmann (Beisitzer/ Lichtenfels).

Der AKCS schlägt bei der Jahreshauptversammlung Alarm: Die bayerischen Innenstädte stehen vor einem bedenklichen Funktionsverlust. Herausforderungen wie die Kaufhof-Insolvenz, der Fachkräftemangel und steigende Kosten in den Bereichen Personal, Energie und Material führen zu zunehmendem Leerstand in den zentralen Innenstadtlagen Bayerns.

Klaus Stieringer erläutert: „Die Schließung von Geschäften setzt einen Teufelskreis in Gang. Leerstehende Ladenflächen schrecken Besucher und potenzielle Kunden ab, was die Attraktivität der Innenstädte mindert und die Kaufbereitschaft negativ beeinflusst. Der Onlinehandel verstärkt diesen Trend zusätzlich.“ Der Appell des AKCS an die Landesregierung, die Unterstützung für kommunale Marketinggesellschaften zu intensivieren, zeigt bereits Früchte. Über das Förderprojekt des Bayerischen Wirtschaftsministerium werden Citymarketing-Organisationen finanziell unterstützt, um Projekte durchzuführen oder sich personell besser auszustatten.

Ein Hauptanliegen des AKCS ist die Schaffung von mehr Erlebnis- und Begegnungsflächen, um die lokale Wirtschaft zu beleben und die Städte attraktiver zu gestalten. Christiane Kickum, Geschäftsführerin des AKCS, betont: „Wir benötigen attraktive Alternativen zu digitalen Begegnungen, um die Menschen wieder in unsere Städte zu ziehen.“

Seit Jahren fordert der AKCS mehr und flexiblere Einkaufsnächte in ganz Bayern, ohne Anlassbindung und örtliche Begrenzungen, um die Innenstädte zu beleben. Wolfgang Weier, stellvertretender Vorsitzender des AKCS, unterstreicht: „Bewährte Maßnahmen wie diese sollten wir voll ausschöpfen dürfen. Wir hoffen auf die von Ministerin Scharf angekündigte Änderung des Ladenschlussgesetzes.“

Der AKCS sieht dringenden Handlungsbedarf im Bereich der Digitalisierung „Innovative Ansätze sind nötig, um den stationären Handel zu stärken“, so Stieringer, „deshalb veranstalten wir am 22. April mit der Unterstützung des Bay. Wirtschaftsministeriums den Stadtmarketingkongress unter dem Motto „Zukunft.Stadt““.

Der AKCS setzt sich für die Zukunftsfähigkeit der bayerischen Innenstädte ein und fordert entschlossenes Handeln von den zuständigen Behörden. Der AKCS ruft alle Akteure auf, gemeinsam gegen den Funktionsverlust in unseren Innenstädten anzugehen. „Nur durch kreative Lösungen, Zusammenarbeit und gezielte Förderung können wir die Attraktivität unserer Stadtzentren erhalten und den Leerstand bekämpfen,“ so Klaus Stieringer.

Über den AKCS:

Der Berufsverband City- und Stadtmarketing Bayern (AKCS) vertritt seit fast 20 Jahren die Interessen der über 80 City- und Stadtmarketinggesellschaften in Bayern und setzt sich für die Entwicklung und Umsetzung innovativer Konzepte im Stadtmarketing ein.

 

  • 2023 yılında bir önceki yıla göre %21 artışla 1,8 milyar euro gelir
  • 28 yeni rota ile uçuş ağında rekor büyüme
  • 2024 yılı için 8,4 milyonu Almanya, Avusturya ve İsviçre’den olmak üzere toplam 15 milyon yolcu hedefi
  • On yıl içinde filoda iki katından fazla büyüme: 160’ın üzerinde uçak

 

Türk Hava Yolları ve Lufthansa’nın ortak kuruluşu SunExpress, 2023 yılında bir önceki yıla göre %21 artışla 1,8 milyar euro gelir elde etti. Hava yolu, doluluk oranını %85 gibi yüksek bir seviyede tutmayı başardı. SunExpress, 2024 yaz sezonunda 28 yeni rota ekleyerek tarihinin en geniş uçuş ağına ulaşıyor.

 

SunExpress CEO’su Max Kownatzki, “Türkiye, bu yıl da seyahat severlerin aklındaki ilk ülkelerden biri olmaya devam ediyor. 2023’te gördüğümüz yüksek talep, bu yılki rezervasyon rakamlarına da yansıyor. Türkiye, sunduğu geniş aktivite yelpazesi, farklı deneyim olanakları ve fiyat-performans oranı ile ideal bir seyahat destinasyonu olarak fark yaratıyor. SunExpress olarak, Türkiye’ye direkt seferlerimizi daha da genişlettik. Türkiye turizm pazarı büyümeye hazırlanırken Türkiye’nin turizm elçisi olarak biz de üzerimize düşeni yapıyoruz” dedi.

 

Avrupa ile Türkiye arasındaki en geniş uçuş ağı

 

SunExpress’in 2024 yaz programı kapsamında uçuş ağına eklediği 28 yeni rotanın 10’u Almanya, Avusturya ve İsviçre’yi kapsıyor. Hava yolu, yaz sezonunda Almanya, Avusturya ve İsviçre’den Türkiye'deki 18 destinasyona ve 21 havalimanına toplam 117 rotada hizmet verecek.

 

Kownatzki, “SunExpress olarak, Avrupa’da yaşayan Türk kökenli misafirlerimizi ailelerine ve sevdiklerine kavuştururken, Anadolu kentlerinin yerel turizmini de desteklemeye devam ediyoruz” dedi.

 

2024 yılında 15 milyon yolcu

 

2023 yılında 12,6 milyon yolcu ile rekora imza atan SunExpress, bu yıl 15 milyon yolcu taşımayı hedefliyor. Bu yolcuların 8,4 milyonunun Almanya, Avusturya ve İsviçre’den olması bekleniyor.

 

Türkiye’yi yıl boyunca ziyaret edilen bir destinasyon haline getirmeye kararlı olduklarını belirten Kownatzki, “Türkiye’nin 60 milyon turist hedefine ulaşmasına katkı sağlamayı sürdürüyoruz. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı ile birlikte Türkiye turizmini yurt dışında tanıtmak ve Türkiye’yi macera, spor ve dinlenmenin yanı sıra tarih ve kültürü birleştiren çok yönlü bir seyahat rotası olarak öne çıkarmak için çabalarımızı sürdürüyoruz” dedi.

 

 

 

 

Almanya’dan Türkiye’ye gelen her 2 ziyaretçiden 1’i, SunExpress ile uçtu

 

SunExpress, 2023 yılında Almanya’dan Türkiye’ye seyahat eden ziyaretçilerin %50’sinden fazlasını taşıdı. Türkiye, geçtiğimiz yıl Almanya’dan 6,2 milyon ziyaretçi ağırladı. Bu rakam, Almanya’yı Türkiye turizmi için ikinci en büyük pazar haline getirdi.

 

Yeni istihdam olanakları sunacak

 

SunExpress, büyüme stratejisi doğrultusunda 2025 yılı sonuna kadar kokpit, kabin, hat bakım, yer hizmetleri ve genel müdürlük pozisyonları olmak üzere yaklaşık 1300 kişiyi istihdam etmeyi planlıyor.

 

On yıl içinde filo iki katına çıkacak

 

SunExpress, geçtiğimiz yıl şirket tarihindeki en büyük uçak siparişini verdi. Hali hazırda 77 adet uçağı ile hizmet veren hava yolu, 2035 yılına kadar filosundaki uçak sayısını 166’ya yükseltecek.

 

Yeni siparişler, SunExpress’in Türkiye’ye yönelik artan talebi karşılama ve turizmi destekleme konusundaki kararlılığını temsil ediyor. Kownatzki, “Türkiye ile Avrupa arasındaki uçuşlarımızla turizm için önemli bir paydaş olduğumuzu bir kez daha kanıtladık. Planladığımız büyüme, Türkiye turizmine olan bağlılığımızın bir göstergesidir” dedi.

 

SunExpress Hakkında 

Türk Hava Yolları ve Lufthansa’nın eşit ortaklığında 1989 yılında Antalya’da kurulan SunExpress, havacılık sektöründeki 35 yıllık tecrübesi ve tatil havayolu uzmanlığı ile Türkiye ile Avrupa arasında turizm elçisi görevini üstlenmiştir. 35 ülkede 200’den fazla rotaya uçuş gerçekleştiren SunExpress, merkezleri Antalya, Frankfurt, İzmir ve Ankara’da bulunan 3700 çalışanı ve 77 uçaklık filosu ile her yıl 12 milyondan fazla yolcu taşımaktadır. Skytrax tarafından son gerçekleştirilen küresel ankette ‘Avrupa’nın En İyi Tatil Hava Yolu’ seçilmiştir. SunExpress ile ilgili detaylı bilgiye ve uygun fiyatlı kaliteli uçuşlara www.sunexpress.com üzerinden ulaşabilirsiniz. 

 

 

SunExpress 2024 yaz sezonu için sunduğu 28 yeni rota

 

 
 

Destinasyon

Haftalık Frekans

Antalya (8)

Graz

4 / 7

Saraybosna

2 / 7

Leeds/Bradford

3 / 7

Milan-Malpensa

2 / 7

Londra-Stansted

7 / 7

Kuveyt

2 / 7

Bükreş

3 / 7

Kahire

2 / 7

Dalaman (3)

Edinburgh

2 / 7

Viyana

1 / 7

Nürnberg

1 / 7

İzmir (7)

Saraybosna

2 / 7

Varşova

2 / 7

Priştine

2 / 7

Madrid

2 / 7

Tiran

2 / 7

Roma-Fiumicino

2 / 7

Prag

2 / 7

Anadolu (10)

Trabzon-Kuveyt

2 / 7

Gaziantep-Londra-Stansted

1 / 7

Samsun-Münih

1 / 7

Adana-Londra-Stansted

1 / 7

Malatya-Frankfurt

1 / 7

Malatya-Düsseldorf

1 / 7

Kayseri-Berlin

1 / 7

Diyarbakır-Berlin

1 / 7

Gaziantep-Münih

1 / 7

Samsun-Köln

1 / 7

 

SunExpress 2024 yaz sezonu için DACH’a sunduğu 10 yeni rota

 

 

Destinasyon

Haftalık Frekans

Antalya

Graz

4 / 7

Dalaman

Viyana

1 / 7

Nürnberg

1 / 7

Anadolu

Samsun-Münih

1 / 7

Malatya-Frankfurt

1 / 7

Malatya-Düsseldorf

1 / 7

Kayseri-Berlin

1 / 7

Diyarbakır-Berlin

1 / 7

Gaziantep-Münih

1 / 7

Samsun-Köln

1 / 7

 

Vom 27. April bis zum 7. Mai ist der Maimarkt wieder Treffpunkt und Marktplatz – Neuheiten, Klassiker und persönliche Beratung – Tierschauen und Reitturnier – Ermäßigte Eintrittskarten im Vorverkauf jetzt auch online zu erwerben!

 

Schauen, entdecken, anfassen, ausprobieren und mit schönen und praktischen Dingen nach Hause gehen – das ist der Maimarkt Mannheim! Und noch viel mehr: Regionale Unternehmen, Handwerksbetriebe und Start-ups stellen sich vor, Fachleute geben Insider-Tipps zu Modernisierung und Nachhaltigkeit, Institutionen beleuchten den Alltag aus ungewohnter Perspektive. Beim Schlendern durch Hallen und Gelände kann man neue Spiele für die ganze Familie testen, Praktisches fürs Haustier entdecken, regionales Superfood und internationale Leckereien kosten, sich mit cleveren Erfindern unterhalten, Stars der Kulturszene sehen, verständliche Medizin-Vorträge anhören und auf dem Turnierplatz Spitzen-Reitsport und beeindruckende Tiervorführungen erleben. Vom 27. April bis zum 7. Mai ist Deutschlands größte Regionalmesse der Treffpunkt, um mit Familie und Freunden einen abwechslungsreichen Tag zu erleben und Neues zu erfahren.

 

In der Halle des Handwerks zeigen 13 Gewerke, was sie zu bieten haben, und laden junge Menschen zu einer Berufsorientierungs-Rallye ein. Die Metropolregion präsentiert Ausflugsziele und ÖPNV-Verbindungen. Feuerwehren und Rettungsdienste stellen die Facetten ihrer Arbeit vor und geben Tipps für den Alltag. In der Baden-Württemberg-Halle stellen Erzeuger Kulturpflanzen und ihre regionalen Produkte vor. Die Stadt Mannheim hilft, ein passendes Ehrenamt zu finden, und lädt zur Bürgerbeteiligung ein. In der neuen Sonderschau „Unser Heimtier“ gibt es Tipps, Bionahrung, Decken und Spielzeug für Hund, Katze, Vogel, Fisch & Co. In den Tierzelten kann man aus der Nähe Kühe, Pferde, Ziegen, Geflügel, Kaninchen und Bienen betrachten und von Züchtern Einzelheiten über ihre Aufzucht erfahren. Auf dem Turnierplatz zeigen Polizeipferde und -hunde Highlights aus ihrem Trainingsprogramm. Spannend wird’s beim hochkarätig besetzten Maimarkt Reit- und Springturnier und bei den Para-Equestrians mit behinderten Sportreitern.

 

Ermäßigte Vorverkaufskarten: Im Geschäft oder jetzt auch online

 

Ab 18. März sind Maimarkt-Eintrittskarten an zahlreichen Vorverkaufsstellen in der Metropolregion Rhein-Neckar zu haben. Sie kosten für Erwachsene nur 7,00 statt 10,00 Euro an der Tageskasse, für Kinder von 6 bis 14 Jahren 4,50 statt 7,00 Euro. Wer mit Bus und Bahn zum Maimarkt kommt, zahlt für Maimarkt-Eintritt einschließlich Hin- und Rückfahrt nur 12,00 Euro. Dieses VRN-Maimarkt-Kombiticket ist für Kinder für 6,50 Euro zu haben. Sowohl die Maimarkt-Vorverkaufskarten als auch die VRN-Maimarkt-Kombitickets können online unter www.maimarkt.de erworben werden. Dort sind auch die 230 Vorverkaufsstellen aufgelistet. Besonders bequem fährt man mit der Stadtbahn Linie 6 zum Maimarkt, die Haltestelle befindet sich direkt vor dem Haupteingang.

 

info:

Maimarkt Mannheim

27. April bis 7. Mai 2024, täglich von 9 bis 18 Uhr

Vorverkauf vom 18. März bis 26. April 2024

Infos und Vorverkaufsstellen unter www.maimarkt.de und unter Tel. 0621 42509-20

 

 

 

Am 08.03.2024 hatte ich als Ehrengast das Vergnügen, an einem ganz besonderen Kochkurs teilzunehmen, organisiert vom Deutsch-Türkischen Freundschaftsverein Bobingen. Es war eine kulinarische Reise in die türkische Küche, direkt hier in Bayern!

Unter der Anleitung der Hobbyköchin Kadriye Diri haben wir gemeinsam ein Menü zubereitet, das unter anderem eine Yoghurtsuppe, gefüllte Weinblätter, Börek mit Käse, Reis, Auberginen-Kebap und eine Süßspeise beinhaltete. Es war nicht nur ein Fest für den Gaumen, sondern auch eine wunderbare Gelegenheit, mehr über die türkische Kultur in unserer Gemeinschaft zu erfahren.

Es hat mir wahnsinnig Spaß gemacht! Vielen herzlichen Dank für die Einladung!

 

 

 

 

 

Marmara Grubu Vakfı, Avrasya Ekonomi Zirveleri'nde yer alan Müslüman ülke Büyükelçileri'ne Ankara'da tarihi Kale'de bulunan Divan Lokantası'nda bir İftar yemeği verdi.

Azerbaycan, Bangladeş, İran, Kırgızistan, Mısır, Özbekistan, Pakistan,Tacikistan ve Irak Büyükelçileri ve Maslahatgüzarları'nın katıldığı İftar'da Marmara Grubu Vakfı'ndan Dr. Akkan Suver, Cafer Okray, Mahmut Saklı, Oğuzhan Ceylan, Belgin Tanrıverdi, Erol Altaş, Dr. Hüseyin Avcı, Kerim Yazıcı, Cihan Sancak, Metin Kilci, Kadir Yelbey, Doğukan Ünal ve hazır bulundu.

İftarda Dr. Akkan Suver misafirlere Marmara Grubu Vakfı'nın Anı Hediyelerini sundu.

Gene İftar'da Marmara Grubu Vakfı'nın yeni üyelerinden: Metin Kilci, Kadir Yelbey, Cihan Sancak ve Kerim Yazıcı'nın rozetlerini de Dr. Akkan Suver törenle taktı.

  

 

 

Der Bayerische Turnverband steht für Demokratie, Toleranz und Vielfalt. Wir treten mit unseren Werten jeglichen Formen von rassistischen, verfassungs- oder fremdenfeindlichen Bestrebungen entschieden entgegen.

Die Demonstrationen und Bewegungen der letzten Wochen, an denen auch zahlreiche Mitglieder unserer Turnfamilie teilnahmen, sind ermutigend, aber in der aktuellen Phase auch von großer Bedeutung. Der Sport ist parteipolitisch neutral, aber gesellschaftspolitisch haben wir eine klare Meinung. In unseren Turnvereinen werden täglich Zusammenhalt, Miteinander und Vielfalt gelebt, was heutzutage wichtiger ist denn je,“ unterstreicht BTV-Präsidentin Christine Königes die Haltung des Verbandes und die Bedeutung der bayerischen Vereine.
 
Auch der Bayerischen Turnerjugend ist es wichtig, klar Stellung zu beziehen und jegliche Strömungen von fremdenfeindlichen Tendenzen, menschenverachtenden Verhaltensweisen sowie jedwede Form von Diskriminierung und interpersoneller Gewalt zu verurteilen. „Es liegt jetzt an uns, Tag für Tag für unsere freiheitlich-demokratische Grundordnung einzustehen, egal ob im Sportverein, im Alltag, am Arbeitsplatz oder bei den Demonstrationen auf der Straße. Der Sport ist sowohl Teil als auch Grundlage einer offenen Gesellschaft und bietet jungen sowie erwachsenen Menschen gleichermaßen ein sicheres und gesundes Umfeld. Wir müssen uns für eine starke und lebendige Gemeinschaft einsetzen und auch öffentlich ein Zeichen gegen Rechtsextremismus und Menschenfeindlichkeit setzen. Aus diesem Grund ruft die BTJ unter dem #btvspringtauf die gesamte Turnfamilie zu einem gemeinsamen Sprung gegen Rechtsextremismus auf“, sagt Dascha Schloss, die Vorsitzende der Bayerischen Turnerjugend. 
 
In Zukunft möchte der Verband weiterhin mit allen ihm zur Verfügung stehenden Mitteln die Vielfalt in den Vereinen unterstützen und beschützen. Die bayerischen Turnvereine sollen weiterhin Orte der Begegnung und des Zusammenhalts bleiben, in denen Menschen unabhängig von ihrer Herkunft, ihrer Familiengeschichte, ihrer körperlichen Verfassung, ihres Glaubens, ihres Geschlechts oder ihrer sexuellen Identität zusammenkommen, um gemeinsam Sport zu treiben und Gemeinschaft zu erleben.

Der Bayerische Turnverband e.V. (BTV) ist der Experte für Turnen, Gymnastik, Fitness- und Gesundheitssport in Bayern – und das bereits seit 1861. Der Verband vertritt 3.300 Vereine und 950.000 Mitglieder und ist somit der zweitgrößte Sportfachverband in Bayern. Insgesamt bietet der BTV mehr als 20 Sportarten und hat Sportangebote für alle Zielgruppen, von Kleinkindern bis zu Senioren. Zudem ist er Experte für Fitness und Gesundheit und somit „Bayerns Fitmacher“.

 

Türkiye’nin yükseliş sürecine girerek Balkanlar, Kuzey Doğu Afrika, Orta Doğu, Kafkaslar ve Türk Devletleri sınırları içinde bölgesel güç ve lider devlet konumuna yükselmesi, bölgedeki dengelerin temelinden değişmesi sürecini başlattı. Fark edildiği üzere bölgesel güç dengeleri keskin bir değişim sürecine girdi.

 

Yirminci yüzyılın ikinci yarısında Kıbrıs konusunda Batı dünyası kayıtsız koşulsuz Rumları desteklediği için Rum Yönetimi kendini adanın tek ve mutlak sahibi zannediyordu. Adeta astıkları astık, kestikleri kestik mantığı ile hareket ediyorlar, Türklere istedikleri her şeyi kabul ettirebilecekleri inancı ve hayali ile yaşıyorlardı.

 

Bu düşünce ve mantığın son kalıntısı da, bir dönemin hızlı EOKA’cısı, 2013-2023 yılları arası Kıbrıs Rum Yönetiminin başkanlığını yapmış olan Nikos Anastasiadis’ti. Kendini tüm Helen’ler gibi, Kıbrıs adasının mutlak sahibi ve hükümdarı zannediyordu. Kendisi Kıbrıs Türklerine neyi lütfederse, Kıbrıs Türklerinin de kayıtsız koşulsuz ve itirazsız boyun eğip lütfettiklerini kabul edeceğini sanıyordu. Bu mantık ve düşünce ile de 2017 yılında Crans Montana’daki müzakerelerde şart koştuğu “Sıfır Garanti ve Sıfır Asker” teklifi kabul edilmeyince de, kendinden emin bir şekilde masayı devirdi, kalktı gitti ancak 2017 yılında devirdikleri müzakere masası şimdi başlarına geçti.

 

Bugün, Kıbrıs Türklerini müzakere masasına oturtmak, 50 yıldır bilerek sonuçlandırmadıkları federasyon temelli müzakereleri başlatıp bir elli yıl daha sürdürmek için ağlayıp zırlıyorlar. Çalmadık kapı, yüzlerini sürmedikleri etek, öpmedikleri el ve ağlamadıkları duvar kalmadı.

 

Her hatanın bir bedeli var. Asırlardır kendilerini kayıtsız koşulsuz destekleyen BM Güvenlik Konseyi Daimi Üyesi olan dindaşları Rusya, Ukrayna savaşı nedeni Batı dünyasının kuyruğuna takılan Rumları defterden sildi. Artık Rumların arkalarında durmadıkları gibi Kıbrıs konusundaki isteklerine de destek çıkmıyor. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova’nın son açıklaması durumun vahametini ortaya koyuyor.

 

Türkiye ile KKTC arasındaki deniz bölgesinde, Deniz Bilimleri Enstitüsü'nün temel araştırma gemisi olan Bilim-2 oşinografik araştırma gemisinin araştırma yapabilmesi için Türkiye’nin NAVTEX yayınlaması ve 5 Mart-15 Mart tarihleri arasında NAVTEX’te belirtilen koordinatlar içinde Bilim-2 gemisinin araştırma yapmağa başlamasına, boyuna posuna bakmadan “antinavtex” ilan eden Kıbrıs Rum Yönetimi ve sırtını dayadığı AB itiraz etmeye cesaret edemedi. Zaten Türkiye’nin ilan ettiği Navtex’e ve Navtex’de belirtilen bölgeye Kıbrıs Rum Yönetiminin, hamisi Yunanistan’ın ya da ağababaları AB’nin müdahale edebilmesi bugünkü koşullarda söz konusu bile değil.

 

Kıbrıs Türklerinin, Kıbrıs konusuna çözüm bulmak içerikli müzakerelerin başlaması doğrultusunda öncelikle içeriğinin tespit edilmesi amaçlı ortaya koydukları koşullar, artık üçüncü taraflarca da desteklenmekte.

Özellikle “İnsanlık dışı ambargoların” tümden kaldırılması, KKTC’ye “Doğrudan Uçuşların” başlaması, Ercan Havaalanın uluslararası tanınması, Mağusa limanının uluslararası ticarete açılması, “Doğrudan Ticaretin” ve her iki taraftaki ticaret akışının güçlendirilmesi, bölgeden çıkarılacak hidrokarbon ürünleri konusunda ortak yönetim ve gelir paylaşımı temelinde görüşmelerin başlatılması, su ve benzeri doğal kaynakların ortak yönetimi ve kullanımı, elektrik enterkoneksiyonu ile yenilenebilir enerji kaynaklarında işbirliği, düzensiz göç konusunda işbirliği ve mayınların temizlenmesi için ortak planlama yapılmadan, Kıbrıs konusuna çözüm bulmak içerikli müzakerelerin nasıl ve hangi içerikte olacağının konuşulması mümkün değil.

Ne diyorduk; Devir değişti. Artık Kıbrıs Rumlarının ne isteyip ne istemediği değil, Kıbrıs Türklerinin ve Türkiye’nin ne istediği önemli.

 

Türkiye’nin yükseliş sürecine girerek Balkanlar, Kuzey Doğu Afrika, Orta Doğu, Kafkaslar ve Türk Devletleri sınırları içinde bölgesel güç ve lider devlet konumuna yükselmesi, bölgedeki dengelerin temelinden değişmesi sürecini başlattı. Fark edildiği üzere bölgesel güç dengeleri keskin bir değişim sürecine girdi.

 

Yirminci yüzyılın ikinci yarısında Kıbrıs konusunda Batı dünyası kayıtsız koşulsuz Rumları desteklediği için Rum Yönetimi kendini adanın tek ve mutlak sahibi zannediyordu. Adeta astıkları astık, kestikleri kestik mantığı ile hareket ediyorlar, Türklere istedikleri her şeyi kabul ettirebilecekleri inancı ve hayali ile yaşıyorlardı.

 

Bu düşünce ve mantığın son kalıntısı da, bir dönemin hızlı EOKA’cısı, 2013-2023 yılları arası Kıbrıs Rum Yönetiminin başkanlığını yapmış olan Nikos Anastasiadis’ti. Kendini tüm Helen’ler gibi, Kıbrıs adasının mutlak sahibi ve hükümdarı zannediyordu. Kendisi Kıbrıs Türklerine neyi lütfederse, Kıbrıs Türklerinin de kayıtsız koşulsuz ve itirazsız boyun eğip lütfettiklerini kabul edeceğini sanıyordu. Bu mantık ve düşünce ile de 2017 yılında Crans Montana’daki müzakerelerde şart koştuğu “Sıfır Garanti ve Sıfır Asker” teklifi kabul edilmeyince de, kendinden emin bir şekilde masayı devirdi, kalktı gitti ancak 2017 yılında devirdikleri müzakere masası şimdi başlarına geçti.

 

Bugün, Kıbrıs Türklerini müzakere masasına oturtmak, 50 yıldır bilerek sonuçlandırmadıkları federasyon temelli müzakereleri başlatıp bir elli yıl daha sürdürmek için ağlayıp zırlıyorlar. Çalmadık kapı, yüzlerini sürmedikleri etek, öpmedikleri el ve ağlamadıkları duvar kalmadı.

 

Her hatanın bir bedeli var. Asırlardır kendilerini kayıtsız koşulsuz destekleyen BM Güvenlik Konseyi Daimi Üyesi olan dindaşları Rusya, Ukrayna savaşı nedeni Batı dünyasının kuyruğuna takılan Rumları defterden sildi. Artık Rumların arkalarında durmadıkları gibi Kıbrıs konusundaki isteklerine de destek çıkmıyor. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova’nın son açıklaması durumun vahametini ortaya koyuyor.

 

Türkiye ile KKTC arasındaki deniz bölgesinde, Deniz Bilimleri Enstitüsü'nün temel araştırma gemisi olan Bilim-2 oşinografik araştırma gemisinin araştırma yapabilmesi için Türkiye’nin NAVTEX yayınlaması ve 5 Mart-15 Mart tarihleri arasında NAVTEX’te belirtilen koordinatlar içinde Bilim-2 gemisinin araştırma yapmağa başlamasına, boyuna posuna bakmadan “antinavtex” ilan eden Kıbrıs Rum Yönetimi ve sırtını dayadığı AB itiraz etmeye cesaret edemedi. Zaten Türkiye’nin ilan ettiği Navtex’e ve Navtex’de belirtilen bölgeye Kıbrıs Rum Yönetiminin, hamisi Yunanistan’ın ya da ağababaları AB’nin müdahale edebilmesi bugünkü koşullarda söz konusu bile değil.

 

Kıbrıs Türklerinin, Kıbrıs konusuna çözüm bulmak içerikli müzakerelerin başlaması doğrultusunda öncelikle içeriğinin tespit edilmesi amaçlı ortaya koydukları koşullar, artık üçüncü taraflarca da desteklenmekte.

Özellikle “İnsanlık dışı ambargoların” tümden kaldırılması, KKTC’ye “Doğrudan Uçuşların” başlaması, Ercan Havaalanın uluslararası tanınması, Mağusa limanının uluslararası ticarete açılması, “Doğrudan Ticaretin” ve her iki taraftaki ticaret akışının güçlendirilmesi, bölgeden çıkarılacak hidrokarbon ürünleri konusunda ortak yönetim ve gelir paylaşımı temelinde görüşmelerin başlatılması, su ve benzeri doğal kaynakların ortak yönetimi ve kullanımı, elektrik enterkoneksiyonu ile yenilenebilir enerji kaynaklarında işbirliği, düzensiz göç konusunda işbirliği ve mayınların temizlenmesi için ortak planlama yapılmadan, Kıbrıs konusuna çözüm bulmak içerikli müzakerelerin nasıl ve hangi içerikte olacağının konuşulması mümkün değil.

Ne diyorduk; Devir değişti. Artık Kıbrıs Rumlarının ne isteyip ne istemediği değil, Kıbrıs Türklerinin ve Türkiye’nin ne istediği önemli.