Aytürk

Aytürk

Avrupa Türkleri ile 2000 yılından beri beraberiz. Türk toplumunun gelişme sürecinden sürekli haberdar olmak için bizi takip edin...

1.000 Euro für Ukraine-Hilfe erradelt

 

Der Radlerfrühling 2022 war in jeder Hinsicht erfolgreich: Rund 200 fahrradbegeisterte Bürgerinnen und Bürger nahmen Ende April die Einladung von Landrat Thomas Eberth an und radelten mit ihm die Jubiläumstour „Trüffel & Wein“ zum 50. Landkreisjubiläum.

 

Der knapp 60 Kilometer lange Rundweg führte vom Giebelstadter Ortsteil Sulzdorf in den südlichen Landkreis. Fair gehandeltes Obst, Trüffel- und Weinverkostung und zum Abschluss Wildschweinbratwürste und Jubiläumsbier – auch kulinarisch blieb beim Radlerfrühling kein Wunsch offen. Und wie immer war die Verpflegung während des Tages für alle Teilnehmenden kostenfrei.

 

In diesem Jahr warb Landrat Thomas Eberth beim traditionellen Schlusshock für Spenden für die Ukraine-Hilfe: „Wir haben einen herrlichen Tag mit viel Bewegung in unserer fränkischen Heimat verleben dürfen – viel besser kann man einen Samstag im Frühling nicht verbringen. Ich möchte aber auch an die Menschen denken, die durch den Krieg in der Ukraine vertrieben wurden und die alles verloren haben. Deshalb haben wir eine Spendenbox aufgestellt, um das Mitgefühl auch in klingende Münze zu verwandeln“, schildert Landrat Thomas Eberth seine Motivation. „Ich freue mich sehr, dass über 800 Euro zusammengekommen sind und stocke diesen Betrag gerne auf runde 1.000 Euro auf.“ Die Spende wird nun ukrainischen Flüchtlingen zugutekommen.

 

Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, oldukça bulaşıcı olduğu belirtilen yeni koronavirüs varyantı Omicron (Türkçesiyle Omikron) nedeniyle aralarında Güney Afrika'nın da bulunduğu 7 ülkeye geçici seyahat yasağı uygulanması konusunda anlaştı.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Güney Afrika'da ortaya çıkan ve Yunan alfabesinin 15. harfi olan Omicron adı verilen B.1.1.529 varyantının görüldüğü tüm ülkelerle seyahatleri yasaklamaları çağrısı yapmıştı.

AB Dönem Başkanı Slovenya tarafından yapılan açıklamada, birlik üyesi 27 ülkenin acil durum çerçevesinde Güney Afrika'dan Avrupa'ya yapılan tüm seyahatlere geçici kısıtlama getirilmesi konusunda anlaşmaya vardıkları belirtildi.

Reuters Haber Ajansı'na bilgi veren bir AB yetkilisi, kısıtlamaların Güney Afrika'nın yanı sıra, Botsvana, Eswatini, Lesotho, Mozambik, Namibya ve Zimbabve'yi de kapsadığını söyledi.

devletinin tümünden sağlık uzmanlarından oluşan bir komitenin "acil tatili etkinleştirme ve güney Afrika'dan AB'ye tüm seyahatlere geçici kısıtlama getirme gereği üzerinde anlaştığını" söyledi. 

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Brüksel'de yaptığı açıklamada, yeni varyant ile ilgili daha detaylı bilgi sahibi olunana dek seyahat yasağı kararı alınması gerektiğini söylemişti.

Avrupa Komisyonu, AB'nin yürütme organı.

Aralarında Belçika ve Hollanda'nın da bulunduğu bazı üye devletler, Güney Afrika'ya yönelik benzer kararları kendileri almıştı.

Avrupa'daki ilk resmi Omicron varyantı Belçika'da tespit edildi

Öte yandan, Omicron varyantı Avrupa'da ilk kez Belçika'da görüldü. Belçika medyasına göre, kriz yönetiminin önde gelen isimlerinden virolog Marc Van Ranst, Afrika'da hızla yayılan yeni virüs varyantının 22 Kasım'da yapılan test sonucu tespit edildiğini doğruladı.

Belçika Sağlık Bakanı Frank Vandenbroucke, yeni virüs varyantının, Mısır tatilinden dönen 30'lu yaşlardaki bir kişide görüldüğünü açıkladı. Vandenbroucke, bu kişinin aşı olmadığını ve daha önce koronavirüs enfeksiyonu geçirmediğini söyledi. İlk belirlemelere göre, Belçika'ya gittikten 11 gün sonra hafif grip benzeri belirtiler gösteren ve Omicron varyantı görülen kişinin Güney Afrika ile hiçbir bağlantısı bulunmuyor.

İlk olarak Güney Afrika'da tespit edilen ve bu ülkede hızla yayılan yeni koronavirüs varyantı, oldukça bulaşıcı olduğu ve mevcut aşılara direnç geliştirme veya mutasyona uğrama potansiyeline sahip olduğu için büyük endişe yaratıyor.

Bu nedenle Belçika da dahil birçok Avrupa ülkesi, Güney Afrika'dan gelen yolculara giriş yasağı uyguluyor.

 

Um die Sicherheit von urbanen Seilbahnen geht es beim Auftritt von TÜV SÜD auf der Cable Car World, die vom 21. bis 22. Juni 2022 in Essen stattfindet. Der Prüf- und Zertifizierungsdienstleister unterstützt Hersteller, Betreiber und Planer weltweit mit einem umfassenden Leistungsspektrum. (Stand 532)

Die Leistungen von TÜV SÜD für Hersteller, Betreiber und Planer von Seilbahnen umfassen Zertifizierungen von Sicherheitsbauteilen und Teilsystemen nach der Verordnung (EU) 2016/424, die Erstabnahmen von Seilbahnen und Schleppliften, die vorgeschriebenen Prüfungen durch eine anerkannte Prüfstelle sowie die Beratung von Betreibern und die Schulung ihres Personals. Die Expertise der TÜV SÜD-Experten ist nicht nur im europäischen Alpenraum, sondern auch in städtischen Ballungsräumen auf der ganzen Welt gefragt.

„Urbane Seilbahnen sind zuverlässige und umweltfreundliche Verkehrssysteme mit vergleichsweise geringen Investitionskosten, die beispielsweise Lücken im öffentlichen Nahverkehr schließen können“, sagt Dr. Georg Schober, Leiter der Abteilung Transportation von TÜV SÜD Industrie Service in München. „Unsere qualitative und quantitative Expertise ist ein wichtiges Kriterium für die Vergabe solcher Aufträge durch die führenden Hersteller bei internationalen Seilbahnprojekten“, ergänzt Peter Hofer, Leiter der Seilbahn-Prüfstelle von TÜV SÜD Österreich in Jenbach. So waren die Seilbahn-Experten von TÜV SÜD in den vergangenen Jahren unter anderem an Projekten in Mexiko, Guatemala, Brasilien, Bolivien und Hongkong beteiligt. Bei der Cablebús Linea 1 in Mexiko-Stadt hat TÜV SÜD im Auftrag des Herstellers die Herstellerdokumentation und den Sicherheitsbericht evaluiert und die Abnahmeprüfung vor Ort durchgeführt. Die Cablebús Linea 1 ist an den größten Verkehrsknotenpunkt der Stadt angebunden und gehört mit einer Länge von knapp 10 Kilometern und einer Förderkapazität von 4.000 P/h zu den größten urbanen Seilbahnen weltweit.

Weitere Informationen zu den Leistungen der TÜV SÜD Industrie Service GmbH in diesem Bereich gibt es im Internet unter www.tuvsud.com/seilbahn-sicherheit.

Vortragshinweis: Am 21. Juni 2022 hält Dr. Georg Schober von TÜV SÜD Industrie Service einen Vortrag über das „Vorgehen bei der Zertifizierung urbaner Seilbahnen unter Betrachtung diverser Methoden und Best-Practice-Beispielen“ (15:40 – 16:00 Uhr, Kongressbühne) und beteiligt sich im Panel II an der Podiumsdiskussion über „Bedingungen für Akzeptanzgewinnung im Kontext adaptiver Ansätze zur erfolgreichen Projektierung von Infrastrukturvorhaben“ (16:40 – 17:10 Uhr, Kongressbühne). Das gesamte Kongressprogramm gibt es unter https://www.cablecarworld.com/programmplan.

Download Bild Bildnachweis: Dr. Georg Schober, TÜV SÜD Industrie Service

Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) Kültür Bakanları Daimi Konseyi Olağanüstü Toplantısı'nda, Azerbaycan'ın Şuşa kenti "2023 Türk Dünyası Kültür Başkenti" ilan edildi.

 

"2022 Türk Dünyası Kültür Başkenti" Bursa'da bir otelde düzenlenen toplantının sonuç bildirgesi, kapanış oturumunda açıklandı.

 

TÜRKSOY mevzuatında yapılması önerilen düzenlemelerin, yeni seçilen genel sekreter döneminde yürütülecek çalışmaların ardından değerlendirilmek üzere sonraki toplantılara bırakıldığı belirtilen bildirgede, Azerbaycan Kültür Bakanlığının önerisi ve Daimi Konsey üyelerinin onayı ile tarihi ve kültürel zenginlikleriyle bilinen Azerbaycan'ın Şuşa şehrinin 2023 Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan edildiği bildirildi.

 

Bildirgede ayrıca, TÜRKSOY Genel Sekreterliği görevine, Kırgız Cumhuriyeti Kültür, Bilgi, Spor ve Gençlik Politikaları Bakanlığının teklifi üzerine Sultanbai Raev'in 2022-2025 dönemi için oy birliği ile seçildiği duyuruldu.

 

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, kapanış oturumunda yaptığı konuşmada, etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkürlerini iletti. Konukları Türk Dünyası Kültür Başkenti Bursa'da ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını belirten Ersoy, "Hem Bursa'nın Türk Dünyası Kültür Başkenti açılış törenlerini hem de nevruzu eş zamanlı olarak büyük bir coşkuyla dün akşam gerçekleştirdik. Tüm yılı kapsayacak etkinliklerin en az bu kutlamalar kadar başarılı olacağına yürekten inanıyorum. Aynı zamanda 2022 yılının bizler için son derece önemli bir yıl olacağını düşünüyorum." dedi.

 

Ersoy, Kovid-19 pandemisinin sonlanacağını düşündükleri 2022'de atacakları adımların da büyük önem taşıdığını dile getirdi.

 

TÜRKSOY Genel Sekreterliği görevini 4 dönemdir sürdüren Düsen Kaseinov'a teşekkür eden Ersoy, şöyle konuştu:

 

"Görevini hakkıyla yerine getiren Sayın Kaseinov'a, bugüne kadar TÜRKSOY bünyesinde Türk kültür ve sanatının anlaşılmasında, korunmasında, dünyaya tanıtılmasında gösterdiği özveriye ve kardeş ülkelerimiz arasında var olan dostluk ilişkilerinin geliştirilmesinde sağladığı büyük katkılardan ötürü teşekkür ediyorum. Yeni Genel Sekreter Sayın Raev'e görevinde bir kez daha başarılar diliyor, ülkemizin ev sahibi olarak tüm çalışmalarında destekçisi olacağını bir kez daha ifade ediyorum. Bu toplantının dost ülkeler arasında verimli sonuçlar doğurduğuna içtenlikle inanıyorum. Gelecek sene de Türk Dünyası Kültür Başkenti olacak Azerbaycan Şuşa kentinde buluşmak üzere ilginiz ve katılımınız için teşekkür ediyorum."

 

Daimi Konsey ülkelerinin temsilcileri, görevi devreden Kaseinov'a hediyeler verdi.

 

Gerek savunma harcamaları gerekse jeopolitik önceliklerin farklılığı, 2030 Vizyon Belgesi'nin hazırlandığı bir süreçte parçalanmış bir NATO resmi ortaya çıkarmıştır.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 21 Şubat 2022 tarihinde yaptığı ulusa sesleniş konuşmasının ardından 24 Şubat 2022 itibarıyla Ukrayna saldırısını başlattı. Bu saldırılar uluslararası güvenlikte NATO ve Avrupa Birliği (AB) gibi başat aktörlerin hem birbirleriyle hem de Türkiye ile ilişkilerinin yeniden kurgulanacağı bir sürecin de başlangıcı oldu.

 

NATO: Parçalanmış aile fotoğrafı

Uluslararası güvenliğin kuşkusuz en temel aktörlerinden biri Soğuk Savaş dönemi ortaya çıkan NATO’dur. 1990’lardan sonra değişen uluslararası sistem ve güvenlik tehditleriyle beraber NATO önemli bir değişim ve dönüşüm sürecine girmiştir. Bu dönüşüm sürecinde kuruluşundan bugüne kadar benimsediği ve değiştirmediği en önemli prensiplerinden birisi kuşkusuz "güvenliğin bölünmezliği" ilkesidir. Bu ilke ile NATO’nun müttefik ülkeler arasında güvenlik konusundaki bağlayıcılık işlevi ön plana çıkarılmaya çalışılmıştır.

Diğer bir deyişle, Kuzey Amerika ve Avrupa savunmasının bir tutulacağı; ortak çıkarların savunulmasında üye devletler arasındaki iş birliği ile Avro-Atlantik güvenliğinin ayrılamaz bir bütün olduğu vurgulanmıştır. Ancak, kağıt üstünde oldukça güçlü görünen bu ilkeye rağmen özellikle ABD’de Başkan Donald Trump döneminde Avrupa ile transatlantik arasındaki güvenlik öncelikleri ve bütçe gibi konularda, uzun yıllardır var olan ciddi görüş ayrılıkları çok daha fazla görünür hale gelmiştir. Örneğin Fransa, De Gaulle döneminden Sarkozy’e kadar NATO’nun askeri kanadını protesto etmiş; 2019 yılında Cumhurbaşkanı Emmanuel Macro’nun "NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti" sözleri ise büyük tartışmalara neden olmuştur. Dolayısıyla gerek savunma harcamaları gerekse jeopolitik önceliklerin farklılığı, 2030 Vizyon Belgesi’nin hazırlandığı bir süreçte parçalanmış bir NATO resmi ortaya çıkarmıştır.

 

Yön arayışındaki AB ve Stratejik Pusula

Geçtiğimiz on yıl içinde ekonomik, sosyal ve siyasi krizler sarmalında olan AB; uluslararası sistemdeki rolü itibarıyla daha içine kapanık, etkisiz bir aktör haline gelmiştir. Aynı zamanda; Transatlantik ile güvenlik konusundaki görüş ayrılıkları, AB içindeki otonomi tartışmalarını güçlendirmiştir. Uzun yıllardır devam eden kurumsallaşma ve operasyonel bir Avrupa ordusu kurulması çabaları ise 2020 itibarıyla Stratejik Pusula Belgesi çalışmalarına dönüşmüştür. Belgede yer alan en önemli başlıklar, AB’nin NATO ile ilişkileri nasıl tanımlayacağı, yeni tehdit unsurları ve yol haritasının detaylarıdır.

Özellikle belgenin ilk taslağında Rusya, 2014’deki Kırım’ın ilhakına rağmen; NATO’nun 2030 Vizyon Belgesi'ndeki yaklaşımın aksine AB ve Rusya’yı ortak çıkar ve kültür temelinde iş birliği yapılabilecek bir aktör olarak tanımlanmıştır. 24 Şubat’ta başlayan Rusya-Ukrayna Savaşı, Stratejik Pusula'nın yönünü de etkilemiştir. Rusya ile ilgili olumlu ifadelerin metinden çıkarıldığı Stratejik Pusula Belgesi'nin, 2022 mart ayında kabul edilen son halinde, 2030 yılına kadar "daha iddialı ve kararlı bir güvenlik sağlayıcısı" olmayı hedefleyen AB'nin güvenlik ve savunma politikasını güçlendirmeye yönelik bir plan ortaya konulmuştur. Pusula, AB'nin karşılaşacağı tehditleri, stratejik öncelikleri ve buna yönelik izleyeceği politik hedefleri belirleyen bir zaman çizelgesi içermesi nedeniyle oldukça önemlidir.

Pusulada belirlenen öncelikli eylemler: (1) krizlere hızlı refleks vermek, (2) tehditleri önceden tahmin etmek ve stratejik alanlara güvenli erişim sağlamak, (3) ikili ve çok taraflı ortaklıkları derinleştirmek, (4) savunma yeteneklerine ve yeni teknolojilere daha fazla ve daha iyi yatırım yapmak ve (5) bağımlılıkları azaltmaktır.

 

Ukrayna-Rusya Savaşı: Batı’ya can suyu mu, yeni bir sınama mı?

24 Şubat’tan itibaren akıllardaki en önemli sorulardan birisi de hiç şüphesiz Rusya-Ukrayna Savaşı'nın Batı ittifakı için yıllar sonra birleştirici bir unsur olup olmadığıdır. Bu sorunun cevabını iki farklı boyutta irdelemek gerekir. İlk olarak; kısa vade de Rusya-Ukrayna Savaşı Batı ittifakına adeta can suyu olmuştur. Sadece NATO müttefikleri değil, Avrupa ülkelerinin neredeyse tamamı Rusya’ya karşı siyasi ve ekonomik yaptırımlar konusunda ortak politikalar benimsemiştir.

İkinci boyutta ise; orta ve uzun vadede bu birlikteliğin çok da sürdürülebilir olmayacağıdır. Devam eden çatışma ortamı askeri yardımların maliyetlerini artırmakla beraber AB’nin derinleşen bir mülteci kriziyle karşı karşıya kalmasına neden olmuştur. Ayrıca, dünyanın en büyük ikinci enerji sağlayıcısı Rusya’ya yönelik uygulanan yaptırımların, ABD’den çok, AB ülkelerini olumsuz yönde etkileyeceği açıktır.

Bu iki boyutta bakıldığında Batı ittifakına şimdilik can suyu olan Rusya-Ukrayna Savaşı’nın yakın gelecekte enerji, ekonomi, göç ve güvenlik konularında şimdiden ayak sesleri duyulan yeni ve çok boyutlu sınamalara neden olacağı söylenebilir. Başta Almanya olmak üzere birçok Avrupa ülkesinin alternatif enerji arayışlarına yönelmeye başladığı değerlendirildiğinde; tüm alternatiflerin ilk aşamada büyük bir maliyete neden olacağını öngörmek gerekir.

Avrupa içinde enerji düzleminde ortaya çıkan bir başka durum Rusya’nın "dost olmayan" ülkelerin Rusya’ya olan borçlarını Ruble ile ödemesi kararı olmuştur. Bazı Avrupa ülkeleri bu karara tepki gösterirken bazılarının ödeme hazırlığı yapması ilk günlerdeki "Birlik ruhunu sarsar mı?" sorusunu akla getirmektedir.

Son olarak, 30 Mart 2022 itibarıyla -tahmini rakamlara göre- 4 milyon Ukraynalı mülteci, komşu ülkelere sığınmıştır. AB, Suriye krizinde gördüğümüzün aksine, ilk günden itibaren kapılarını açmış olsa da gerek uzun vadedeki altyapı sorunları gerekse mülteci konusundaki yük paylaşımı Brüksel ve komşu başkentlerin ortak sınaması olacaktır.

 

Vazgeçilmez müttefik olarak "Türkiye" gerçeği

Rusya-Ukrayna Savaşı küresel jeopolitik mücadeleleri yeni bir boyuta taşırken; uzun zamandır Batı ittifakında haksız ve iki yüzlü politikalara maruz kalan Türkiye ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kişisel dostluk, yoğun etkileşim, girişimcilik ve esneklik gibi boyutları içeren lider diplomasisindeki müthiş deneyimi ve başarısı, süreçteki barışçıl ve dengeli rolü ile dünyanın gözünün Ankara’ya çevrilmesini sağlamıştır.

Savaşın ilk gününden itibaren Türkiye’nin iki ülkeyle geliştirdiği çok yönlü ve derin ilişkiler temelinde taraflara itidal çağrısında bulunması, Rusya'ya yönelik yaptırımlara dahil olmaması, insani koridorların açılması konusunda izlediği politikalar ile müzakerelerin bir kısmına ev sahipliği yapması, başta Batı olmak üzere herkes için güvenlik ve savunma alanında vazgeçilemez ve çok önemli bir müttefik olduğunu yeniden hatırlatmıştır.

Bu süreçte Türkiye’yi de önemli sınamalar ve fırsatlar beklemektedir. Rusya’ya yönelik çok boyutlu yaptırımların özellikle enerji, turizm ve ticaret bağlamında Türkiye’yi de etkileyebileceği düşünülebilir. Sınamalara rağmen Türkiye’nin diplomasinin merkezi olarak güçlenen rolü hem AB hem de ABD ile ilişkilerde yeni bir dönemi başlatmıştır. Özellikle AB ve NATO bağlamında Türkiye’nin güvenlik mimarisinin vazgeçilemez bir aktörü olduğu yeniden anlaşılmıştır. Türkiye, girişimci ve insani dış politikasını lider diplomasisiyle birleştirerek başta Rusya-Ukrayna Savaşı olmak üzere bölgesel ve küresel sınamalara çözüm sunabilecek kilit ülke olarak, yeni bir manevra ve etki alanı oluşturmuştur.

***

[Dr. Şuay Nilhan Açıkalın, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdür Yardımcısıdır]

İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG) Genel Başkanı Kemal Ergün Ramazan Bayramı münasebetiyle bir tebrik mesajı yayımladı. “Bayram insanlığın selameti için dualaşmaktır, dayanışma göstermektir. Bayramın bu fonksiyonu günümüzde daha da önem kazanmış durumdadır.” diyen Ergün sözlerini şöyle sürdürdü:

“Peygamber Efendimiz ﷺ’in müjde ettiği üzere başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennem azabından kurtuluş olan bir ramazan-ı şerifi daha geride bırakarak bayram sevincini yaşıyoruz. Her ramazan olduğu gibi bu ramazan da bizler için bir dönüşüm imkânı idi. Tuttuğumuz oruçlar, yaptığımız mukabeleler, verdiğimiz zekât ve fitreler, kıldığımız teravih namazları, eş ve dostlarımıza iftar sofralarında yaptığımız ikramlar umuyoruz ki arınmamıza ve daha iyi insanlar, daha samimi Müslümanlar olmamıza vesile olmuştur.

Bayramların dayanışmayı ve kardeşliği pekiştirme fonksiyonu çok önemlidir. İslam âlemi olarak bu müstesna günlerde camilerimizde birbirimizle kucaklaşırken hem birbirimizin hem de darda olan bütün mazlumların selameti için dualar ederiz. Baskı ve zulmün coğrafya fark etmeksizin gitgide yaygınlaştığı, milyonlarca masum insanın artık ya çatışmalar arasında yaşam mücadelesi verdiği ya da ülkesini terk etmek zorunda kaldığı bir ortamda bu dayanışma atmosferi muhakkak daha da önem kazanmış durumdadır.

Bu duygu ve düşüncelerle İslam âleminin Ramazan Bayramı’nı tebrik ediyor, kuşandığımız güzel hasletlerin daim olmasını diliyorum.”

BERLİN (AA) - Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier'in telefonda Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile görüştüğü bildirildi.

Almanya Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Steinmeier Zelenskiy’e, Ukrayna halkının Rus saldırganlığına karşı verdiği cesur mücadelesine dayanışmasını, saygısını ve desteğini dile getirdi.

Açıklamada, Almanya’nın Ukrayna'nın kendisini savunma mücadelesine en başından beri mali, ekonomik ve askeri destek verdiği ve dayanışma içinde yanında olduğu ifade edildi.

İki liderin bu görüşmeyi "çok önemli ve çok iyi" olarak nitelendirdiği aktarılan açıklamada, geçmişten gelen rahatsızlıkların ortadan kaldırıldığı ve ikilinin yakın temasta kalmayı kararlaştırdığı belirtildi.

 

- Zelenskiy, Steinmeier’in ziyaretini reddetmişti

Polonya ve Baltık ülkelerinin liderleri, nisan ortasında Steinmeier ile Kiev'e birlikte gitmek istemiş ancak Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy'nin Steinmeier’i kabul etmek istemediği ortaya çıkmıştı.

Almanya Başbakanı Olaf Scholz da Steinmeier’in Ukrayna'ya ziyaret talebinin reddedilmesinin, kendisinin bu ülkeyi ziyaret etmesinin önünde engel teşkil ettiğini açıklamıştı.

 

„Ihr Engagement ist keine Eintagsfliege, sondern eine Mission anderen zu helfen qua Satzung“, ehrte Oberbürgermeister Christian Schuchardt die Mitglieder des Lions Clubs de Leone bei einem städtischen Empfang. Anlass für den Empfang ist eine Pfandbonsammelaktion für gute Zwecke. In Pfandboxen direkt neben Leergutautomaten können Kundinnen und Kunden der Edeka-, Rewe-, Kupsch- und tegut-Märkte ihre Pfandbons zurücklassen, die dann dem guten Zweck dienen. Seit Dezember 2021 wurden in mehreren Einkaufsmärkten der Stadt und des Landkreises Würzburg in der Summe 13.000 Euro gesammelt, bis Mitte März 8.000 Euro für die Vereinigte Stiftung für Jugendwohlfahrt und Jugendpflege, seit Mitte März 5.000 Euro für den neu gegründeten Verein Mrija e.V. für ukrainische Flüchtlinge in Würzburg. Schuchardt dankte den Vereinsmitgliedern, aber auch ganz besonders den Marktinhaberinnen und -inhabern für die Unterstützung dieser karitativen Maßnahmen und die außergewöhnliche Spendenbereitschaft: „Bitte erhalten Sie diese niedrigschwellige Spendenaktion, bei der mit kleinen Beträgen so viel Gutes getan werden kann.“ Georg Popp, Präsident des Lions Clubs Würzburg de Leone, fügte hinzu: „In über 30 Jahren haben wir aus eigenen Mitteln einen kleinen sechsstelligen Betrag für die Vereinigten Stiftungen Jugendwohlfahrt und Jugendpflege und die Bürgerstiftung Herbipolis gespendet. Mit der Möglichkeit, Pfandbons in den Supermärkten zu sammeln, können wir gemeinsam noch mehr für Bedürftige in der Stadt unternehmen.“

Als Vertreter der Sozialreferentin erklärte Gunther Kunze, Leiter des Fachbereichs Jugend und Familie, wie die Gelder verwendet werden, denn das Sozialreferat stellt sicher, dass die gesammelten Beträge vollständig an die Empfängerinnen und Empfänger fließen: Die Vereinigte Stiftung für Jugendwohlfahrt und Jugendpflege erstellt gemeinsam mit dem Sozialreferat eine Liste mit besonderen Wünschen bedürftiger Kinder in der Region, die sonst unerfüllt blieben. „Seit 30 Jahren arbeiten wir zusammen und haben schon für so manches Fahrrad gesorgt, das es sonst nicht gegeben hätte. Dabei arbeiten wir, ohne es an die große Glocke zu hängen, sondern wer gefördert wird, erfährt davon“, erläuterte Kunze. Die Gründung des Vereins Mrija e.V. wurde maßgeblich vom Sozialreferat begleitet, sie sind aber weiterhin auch Netzwerkpartner bei der Mittelverwendung. Anastasia Schmid, die Vorsitzende von Mrija und selbst ukrainisch-stämmige Würzburgerin, unterstützt mit dem Verein derzeit vor allem hier ankommende Mütter und Kinder aus den Kriegsgebieten. In seiner Netzwerkpartner-Funktion hat das Sozialreferat den Kontakt zum Lions Club de Leone Würzburg hergestellt. Dieser hat, neben der Pfandbon-Aktion, gemeinsam mit den drei anderen Lions Clubs der Stadt den ukrainischen Flüchtlingen durch Mrija e.V. eine erste finanzielle Soforthilfe von 10.000 Euro zur Verfügung gestellt. Damit erfolgten praktische Hilfen wie Beratungen bei der Arztsuche, IT- und Arbeitsbeschaffung sowie die unentgeltliche Bereitstellung von Wohnraum. „Weitere regelmäßige Treffen mit dem Verein Mrija, dem Sozialreferat und den Würzburger Lions sind vereinbart“, versprach Popp unter Applaus, „und sollen unsere vielfältigen Hilfen verstetigen.“

Dem städtischen Empfang wohnten neben dem Präsidenten des Lions Clubs de Leone, Georg Popp, dem Vizepräsidenten Dr. Richard Reichel, Rüdiger Braun (Gründungsmitglied und ehemaliger Leiter der Stiftung Bürgerspital), weitere Lions-Mitglieder, Anastasia Schmid von Mrija e.V., auch die Marktinhaber Andrea Mehlig (Edeka Veitshöchheim), Georg Roth (Rewe Veitshöchheim), Markus Schreier (Edeka Randersackerer Straße), Irfan Sinanovic (Rewe Hubland und Giebelstadt), Marcus Jacob (Rewe Höchberg), Alexander Wilhelm (Mitglied der Geschäftsleitung tegut Fulda) bei. Verhindert waren Vertreter der Märkte Edeka Zell und Randersacker, Kupsch Kaiserstraße und Frankenstraße, der tegut Märkte in der Zeppelinstraße, Virchowstraße und Höchberg.

 

BU: 13.000 Euro wurden in Pfandboxen in zahlreichen Verbrauchermärkten auf Initiative des Lions Clubs de Leone für gute Zwecke gesammelt. Neben der Vereinigten Stiftung für Jugendwohlfahrt und Jugendpflege geht auch ein Teil an den Verein Mrija e.V.. V.li: Dr. Richard Reichel (Vizepräsident Lions Club de Leone), Georg Popp (Präsident Lions Club de Leone), Anastasia Schmid (Mrija e.V.), Oberbürgermeister Christian Schuchardt.

 

Text und Foto: Claudia Lother

BERLİN (AA) - Almanya Aile Bakanı Lisa Paus ülkede yaşayanların yüzde 90'ının ülkede ırkçılık olduğunu kabul ettiğini söyledi.

Lisa Paus, Berlin'de "Ulusal Ayrımcılık ve Irkçılık İzleme" kurumunun 5 bin kişiyle görüşerek yaptığı araştırma sonuçlarını açıkladı.

Paus, ırkçılığın Almanya'da temel anayasal değerlere zarar verdiğini belirterek "Araştırma sonucuna göre, Almanya'da yaşayanların yüzde 90'ı ülkede ırkçılık olduğunu kabul ediyor. İstesek de istemesek de ırkçılık her yerde ve hepimizi etkiliyor. Hatta ırkçılık sonucu hayatını kaybedenler oluyor." dedi.

Araştırma, Almanya'da yaşayanların yüzde 22'sinin en az bir kere ırkçılık yaşadığını ortaya çıkardı.

Müslüman karşıtı ırkçılığın, Müslüman kadınları Batı toplumlarında "bütünleştirilebilir" bir azınlık olarak kurguladığı ve bu şekilde dışladığı ifade edilen araştırmada, Almanya'da dini aidiyete odaklanmanın, daha önce "misafir işçi" veya "yabancı" olarak değerlendirilen nüfus gruplarının giderek daha fazla "Müslüman" olarak yorumlanmasının nedeninin, bir algı değişikliğinin sonucu olduğu aktarıldı.

Müslüman olmanın, tek başına bir "sorun" hatta bir "tehlike" olarak algılandığı kaydedilen araştırmada, dini mensubiyetin ırksallaştırıldığı vurgulandı.

Araştırmaya göre, nüfusun dörtte birinden fazlası, sosyal gruplar arasındaki eşitsizliğin meşru olduğu fikrini paylaşıyor.

Almanya'da birçok kişi hala insan ırklarının varlığına inanıyor.

Irkçı grupların genç üyeleri arasında doğrudan ırkçılık deneyimleri daha sık hale geliyor.

Almanya'da ırkçılığın varlığından neredeyse hiç kimsenin şüphesi olmadığı ifade ediliyor.

Privatsphäre-Einstellungen

Wir nutzen Cookies und ähnliche Technologien auf unserer Website und verarbeiten personenbezoge-ne Daten über dich, wie deine IP-Adresse. Diese Daten teilen wir auch mit Dritten. Einige von ihnen sind essenziell für den Betrieb der Seite, während andere uns helfen, diese Website und die Nutzererfahrung zu verbessern (Tracking Cookies). Sie können selbst entscheiden, ob Sie die Cookies zulassen möchten. Bitte beachten Sie, dass bei einer Ablehnung womöglich nicht mehr alle Funktionalitäten der Seite zur Verfügung stehen.

Einige Services verarbeiten personenbezogene Daten in den USA. Indem du der Nutzung dieser Services zustimmst, erklärst du dich auch mit der Verarbeitung deiner Daten in den USA gemäß Art. 49 (1) lit. a DSGVO einverstanden. Die USA werden vom EuGH als ein Land mit einem unzureichenden Datenschutzniveau nach EU-Standards angesehen. Insbesondere besteht das Risiko, dass deine Daten von US-Behörden zu Kontroll- und Überwachungszwecken verarbeitet werden, unter Umständen ohne die Möglichkeit eines Rechtsbehelfs.